ELEKTROMANYETİK ALANLARIN ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE

8-9 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Çevre ve İnsan Sağlığı için Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri Sempozyumunda dile getirilen hususlar aşağıda belirtilmiştir:
– Elektromanyetik alan yaratan kaynaklar bilinçli kullanılmalıdır.
– Elektromanyetik alanların çevre ve insan sağlığına etkileri için, dünyadaki ve ülkemizdeki bağımsız çalışmalar izlenmelidir.
-Cep telefonu kulaklıkla kullanılmalı, kullanılmadığı zaman uzakta bulundurulmalıdır.
-Cep telefonlarının mikrodalga ışıma yapan enerji kaynakları olması nedeniyle kullanım sırasında başımızdan uzak tutulmalıdır.
-Yoğun elektromanyetik alan ortamında çalışanlar için işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik, genel olarak mesleki maruziyete yönelik kontroller-ölçümler yapılarak (ölç, kontrol et ve düzelt ilkesi ile) gerekli önlemler alınmalıdır.
-Bu konuda ticarileşme ve özelleştirme uygulamalarının kamu yararının önüne geçirilmelidir.
-“Fatih Projesi” çocuklarımızın elektromanyetik alanlardan etkilenmesi açısından değerlendirilmeden uygulanmamalıdır.
– Çocukların cep telefonu ve kablosuz telefon kullanımı kısıtlanmalı ve özendirici uygulamalardan kaçınılmalıdır.
-Cep telefonları reklam ve kampanyalarında çocuklar kullanılmamalıdır.
-Telefon şirketlerinin çocuklara yönelik pazarlama yapmalarının önüne geçilmelidir.
-Reklam ve kampanyaların duyuru ve tanıtım biçimi, Reklam Kurulu tarafından kamu sağlığını koruyacak bir biçimde yeniden yapılandırılarak bu tip reklam uygulamalarına son verilmelidir.
-İlköğretim ve lise öğrenciler elektromanyetik alanlar ve etkileri konusunda eğitilmeli ve bilgilendirilmelidir.
– Cep telefonu ile konuşma süresinin artışı sağlık risklerini arttırmaktadır. Süreleri sınırlandırılmalı, cep telefonunun kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda kablolu kulaklıkla kullanılmalıdır.
– Wi-fi araçları (kablosuz modemler) kullanılmadığında kapatılmalıdır.
-Çocuk parkları ve okullar; baz istasyonları, trafo binaları ve yüksek gerilim hatlarının hedef alanlarından çıkarılmalıdır.
– Toplu taşıma araçlarında cep telefonu kullanımı yasaklanmalıdır.
-Yüksek gerilim hatlarında güvenlik koridorları genişletilmeli, koridor içinde yerleşime izin verilmemeli, kuşlar, arılar ve diğer canlıların güvenliği için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
– Yerleşim bölgelerindeki yüksek gerilim hatları güvenli bir biçimde yeraltına alınmalı ve manyetik alan değerleri düşürülmelidir.
-İlköğretim ve lise öğrenciler elektromanyetik alanlar ve etkileri konusunda eğitilmeli ve bilgilendirilmelidir.
-Elektromanyetik alan oluşturan cihazlarla ilgili olarak tüketiciler, sağlık ve güvenlik bakımından bilgilendirilmeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı sağlanmalıdır.
-İnsanların çalıştığı-yaşadığı binaların altında-yakınında trafo bulunmamalıdır.
-Çevresel(ortam) elektromanyetik alan düzeyleri kontrol altına alınmalıdır.
-Elektromanyetik alan için günümüzde yürürlükte olan sınır değerlerden daha düşük düzeylerde biyolojik etki ve sağlık etkileri olduğu bilinmektedir. Sınır değerler daha düşük tutulmalıdır.
-Özellikle “Özgül Soğrulma Oranı” (SAR) değeri düşük olan cep telefonları tercih edilmelidir. Üzerlerinde sağlık riski olduğunu belirten uyarı yer almalıdır.
-Sağlık Bakanlığı; elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerindeki riskleri konusunda halkı bilgilendirmelidir. İlgili rahatsızlıkların saptanması ve önlenmesine yönelik bilimsel çalışmaları teşvik etmelidir.
-Elektromanyetik alanların insan ve çevre sağlığına etkilerine yönelik araştırmaların güvenilirliği, araştırmayı finanse eden kuruluştan bağımsız olarak değerlendirilmemelidir.
-Belediyeler elektromanyetik alanlar ile ilgili yapısal düzenlemeler için yasal yetkilerini kullanmalıdırlar. Limitlerin belirlenmesinde yerel yönetimlerin görüşlerine de başvurulmalıdır.
-GSM operatörleri; belediyelere, çevre ve sağlık otoritelerine kurdukları baz istasyonu/antenin yüksekliği ve yönü, frekans, güç yoğunluğu ve elektromanyetik alan şiddeti gibi teknik ayrıntıları ve güvenlik sertifikası bilgilerini vermekle yükümlü tutulmalıdır.
-BTK ve belediyeler, baz istasyonları raporlarının güncelleştirilmiş listelerini tutmalı, baz istasyonu envanterini çıkartmalı ve bu bilgileri halka duyurmak üzere web sitelerinde yayınlamalıdır.
-Şehirlerin elektromanyetik alan haritaları belediyeler tarafından çıkartılmalı ve belirli aralıklarla güncellenmelidir. Yeni tesislerin kurulumunda bu veriler dikkate alınmalıdır.
-Baz istasyonları, trafoların ve yüksek gerilim hatlarının periyodik elektromanyetik alan ölçüm ve denetleme çalışmaları kamu kurumları eliyle yapılmalıdır. Ölçüm değerleri; ölçümlerin kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı tesisin üzerinde belirtilmelidir.
-Yurttaşlar, kurulacak tesisler ile ilgili olarak yer seçimi konusunda karar süreçlerine katılabilmelidir. Belediyeler kuruluş yeri onayı vermeden önce çevre sakinlerinin görüşlerine mutlaka önem vermelidirler. Yer seçiminin uygunluğuna karar verecek yeterli teknik eleman istihdamı olmayan belediyeler, üniversiteler veya meslek odalarından görüş almalıdırlar.
-Elektromanyetik alan kaynakları (baca, reklam tabelası su deposu, klima gibi yerlere gizlenen, trafo merkezleri, baz istasyonları vb. tesisler) halktan gizlenmemeli, risklerinin açık ve okunaklı bir şekilde belirten uyarı levhalarının bulunması sağlanmalıdır.
-Elektromanyetik alan ve etkilerine ilişkin düzenlemelerde Sağlık Bakanlığı, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve GSM operatörleri, üniversitelerle, belediyelerle ve meslek örgütleri ile işbirliği içinde olmalı, görüş ve önerilerinin dikkate alınması sağlanmalıdır.
-Elektromanyetik alanlar ile ilgili mevcut yönetmelikler bilimsel çalışmalar ışığında yeniden düzenlenmeli, anayasamız çevre hakkının bir gereği olarak Birleşmiş Milletler “ihtiyatlılık ilkesi” tam olarak uygulanmalıdır.
-“İhtiyatlılık ilkesi”nin gerektirdiği önlemler Ulaştırma veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenmelidir.
-Baz istasyonlarının güvenlik mesafelerinin arttırılması ve olabildiğince sürekli yaşam alanlarından uzaklaştırılmaları sağlanmalıdır.
-Halk sağlığının korunmasında ulusal mevzuatla sınırlı kalmayıp, evrensel hukuk kuralları dikkate alınmalıdır.
-BTK hem denetleyici hem düzenleyici kurul olduğu için mahkemelerde bilirkişi rolü üstlenmemelidir.
-Tartışmalı konularda iç hukukla sonuç alınamadığı durumlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulmalıdır.
-Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nde güvenlik uzaklıklarında elektromanyetik alan sınırlamaları da göz önüne alınmalıdır.
-Halkın sağlıklı yaşama hakkı sadece limit değerler ile sınırlandırılmamalıdır.
-“İletişim Özgürlüğü” adı altında insan sağlığını tehdit eden riskli hukuksal düzenlemeler toplum yararını gözetir bir perspektifle düzeltilmelidir.

SAĞLIK, YAŞAMIMIZIN HEDEFİ DEĞİL KULLANDIĞIMIZ BİR KAYNAKTIR!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s