Kısa bir yol hikayesi

Yaşadığımız Günler

Çenelerimin titremesine engel olamıyordum; dişlerim kurumuş kıkırdaklar gibi kıkırdayarak birbirine çarpıyordu sürekli. Gök yüzündeki yarım aydan yayılan ışığın uçsuz bucaksız gibi görünen kar örtüsünden yansımasıyla aydınlanan garip bir sessizlikle çevriliydim. Ay görünmesine rağmen serpiştiren kar koyu renkli otomobilin sıcak kaputunun üstünde eriyerek süzülüyordu aşağıya doğru. Sağımda ve solumdaki iri, soğuk kamyon karaltıları üstleri serpiştiren karla kaplanırken sanki yıllardır orada gibiydiler. Oysa şu sağımda duran kamyonu kilometrelerce takip etmiştim karla kaplı ovayı geçerken. Herkes hava açıkken kar yağmaz diye bilir ama, yağıyordu işte! Karla kaplanmış tepelerden aşağıya doğru esen rüzgarın getirdiği kar taneleri midir, yoksa havanın soğukluğundan mıdır, nedir? Bilemem, ama ay ışığı altında yağıyordu kar!

Ovaya, diğer ucundaki tepeden inerken gideceğim yönde yükselen tepedeki beyazlığı seçince anlamıştım başıma gelebilecekleri. Gök yüzü açık olmasına rağmen orada burada bulutlar seçiliyordu. Geldiğim yerde ve yol boyunca yağmur vardı, yüksekler de  dahil. Önümde ovayı  dümdüz geçen bir yol, bir tepe, iniş, tekrar ve daha yüksek…

View original post 1.210 kelime daha

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s