ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ?

Günlük yaşantımızda ve gelişen olaylar çerçevesinde duygularımızı kontrol edemediğimiz anlarda öfke patlamaları yaşadığımız bir gerçektir.
Maçlarda hata yaptığını sandığımız hakeme.!
Trafik ışıklarına yaklaşırken biranda önümüze geçen magandalara.!
Kaldırımları, cadde ve sokakları tükürük hokkasına çevirenlere.!
Televizyon haberlerinin büyük bir bölümünü kapsayan ve gazetelerimizin 3.sayfalarını işgal eden öfkesini yenememiş vatandaşlarımız gerçekleştirdiği kadına şiddeti ! Evladını oklava ile katleden anneyi ! Uyuşturucu parası vermediği için ailesini döven evladı ! ve benzeri haberleri hep beraber izleyip üzülüyoruz.
Doktorlarımıza yapılan darpları, Öğretmenlerine saldıran öğrencileri buraya misafir olarak alıp yapanları böbürlendirmek istemedim.
Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “ Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin.

Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”
Öfkelenince bağırırız çünkü o konu üzerine çözümsüz, aciz, yetersiz, güvensiz, kalmışızdır. Hepsinden önemlisi de haksız durumdayız. Karşımızdaki kişiyi susturmak, sindirmek, ve üste çıkmak içindir bu çabalar. Sesini yükselterek konuşmak, tartışmak haklı olduğumuz anlamına gelmez. Aynı zamanda bağırmak suçu bastırmaktır. Kendinden emin, kendine güvenen insanın tarzı değildir bağırmak
Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır. (Thomas Carlyle )

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s