Monthly Archives: Temmuz 2014

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma

 

Dünyadaki KİT harici tüm şirketlerin yüzde 65-85´i aile şirketi. Fortune 500 içinde yer alan şirketlerin yüzde 40´ından fazlasının aile şirketi olduğu biliniyor. Aile şirketleri dünyada en yaygın şirket tipi. Fakat bazı aile şirketleri kuşaklar boyu başarılı olup varlıklarını sürdürebilirken, bazıları kısa sürede dağılarak yok olup gidiyor.

Başarılı ve süreklilik sağlayan bir aile şirketi, geleceği önceden gören ve ilerde oluşabilecek olayları gerçekleştirmeden, izleyeceği stratejiyi planlayan ve kurumsal yapıyı oluşturan şirket olarak tanımlanıyor.

Aile şirketleri için hem iş hem aile boyutunda tehlike sinyalleri değişimin gerekliliğini gösteriyor; iş boyutunda rekabette başarılı olunan alanlarda yaşanan gerilemeler; pazar payı, kalite ve müşteri memnuniyetinde negatif gelişmeler, satışlar sabit kalır ya da artarken karların düşmesi, kronik olarak yaşanan nakit akış problemleri, çalışan sirkülasyonun yükselmesi, çalışanlar arasında moralsizlik ve gergin ortam. Aile boyutunda problemlerin varlığı ve işi etkilediğinin gözardı edilmesi, aile bireylerinde stres de bağlı ülser, birden fazla boşanma ve yeniden evlenmeler, ilişkileri canlı tutmak için paranın kullanılması zaman zaman karşılaşılan durumlardandır. Başarılı ve süreklilik sağlayan bir aile şirketi, geleceği önceden gören ve ilerde oluşabilecek olayları gerçekleşmeden, izleyeceği stratejiyi planlayan ve kurumsal yapıyı oluşturan şirkettir.

Aile şirketlerinin yaşadıkları sorunları genel hatları ile üç boyutta inceleniyor; şirket yönetimi (başlangıç, büyüme, olgunlaşma), aile içi ilişkiler (patron şirketi, kardeşler ortaklığı, kuzenler konsorsiyumu) ve ortaklık/kontrol yapısı (girişimci, iş adamı/kadını, birlikte çalışma, devir teslim) Her aile şirketi aile, iş ve ortaklık ekseninin farklı kesişim noktası üzerinde bulunmakta olup, zaman içerisinde bu kesişim noktasından bir diğerine hareket etmekte Her konumun kendine has cevap bekleyen soruları bulunuyor. Her konumda gündeme gelen soruları cevaplamadan aile şirketlerinin büyümesi, başarılarını devam ettirmeleri çok zor ve hatta imkansız olarak görülüyor. Aile bireyleri arasındaki iletişimin güçlenmesi ve problem çözme yeteneği, aile şirketleri için çok büyük bir avantaj sağlar. Sorunları aşmanın bir başka yöntemi de, aile şirketinin potansiyel problemleri önleyecek politika ve stratejileri bugünden oluşturmaktadır. Başarılı aile şirketlerinin bu ortak ve en belirgin özelliğini oldukça başarılı bir aile şirketi liderinin söylediği şu söz özetleyebilir; “Görünen şu ki başarısız aile şirketleri problem ve uyuşmazlıklardan kaçınıyorlar. Aileler kafalarını kuma gömüp problemlerden kaçmakla ne yazık ki çok zevkli bir şekilde öğrenecekleri pek çok şeyi hep beraber kaçırıyorlar.”

Bu soruların sistematik ve bilinçli bir şekilde ele alınıp çözülmesinde ve şirketlerin “iyi yönetilen” ve “geleceğini garantilemiş” şirketler olarak konumlanmalarında, bu sayede ailenin birliği ve bütünlüğü olumsuz yönde etkiliyebilecek bir çok sorunun da ortadan kaldırılması gerekiyor.

 

Kaynak. http://www.kobitek.com

Nano Teknoloji Nedir?

“Nano” Yunancadan ve Latinceden alınmış bir sözcüktür ve anlamı cüce demektir. Ayrıca kısaltma olarak milyarda bir olarak da kullanılır. Buna göre nano metrik sistemin içinde bir metrenin milyarda biri veya bir milimetrenin milyonda biridir.

Maddelere, milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki yapılara inerek yeni sentez özellikleri kazandıran nanoteknoloji, yakın gelecekte tüm dünyanın sanayi kollarına ve insan hayatının her yönüne yön verecek. Nano Teknoloji, Atom ve molekül ölçeğinde özel yöntem ve tekniklerle yapıların, materyallerin ve araçların inşa edilmesini; bu ölçekte ölçme, tahmin etme, izleme ve yapım faaliyetlerinde bulunmayı ve bu ölçeğin bazı temel özelliklerinden yararlanma kabiliyetini ifade eder.

Bilgi teknolojileri ve internet geleneksel-kurulu piyasalarda ve mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. Nano teknoloji kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler ve materyalleri değiştirecek ve yeni ürünler, piyasalar ve yaşam tarzını gündeme getirecektir. Nano teknoloji, yalnızca minyatürize olmuş ürün ve üretim yapıları ortaya çıkarmayacaktır; bunun yanı sıra üretim sürecinde kullanılan materyaller atom ve moleküler düzeyde ele alınıp işleneceğinden atom (kuantum) fiziği devreye girecektir. Bu anlamda nano teknoloji çeşitli alanlarda yeni teknoloji, piyasa ve ürünlerin ortaya çıkmasına olanak tanımaktadır.

Almanya bu konular üzerinde öncülük yapmaktadır ve 1 Milyar Dolardan fazla Nano-araştırmasına yatırım yapmaktadır. IBM, Fujitsu ve Intel´de Nano teknik dâhilinde mikroskobik küçüklükte Çipler üretmek için çalışmaktadırlar.

Amerika”da özel sektör hariç sadece devletin nano teknolojiye ayırdığı kaynak 2003 yılı için 600 milyon dolar. Japonya”da ekonominin temel dinamikleri elektronik sektörüne dayandığı için bu ülke nano teknoloji çalışmalarına 500 milyon dolar kaynak ayırıyor. Başta Çin olmak üzere Rusya, Almanya ve İngiltere de konunun önemini kavradı ve bu yöndeki çalışmalara kamu bütçesinde yer veriyor. Son zamanlarda önemli gelişmeler kaydedilen nano teknolojiyle metrenin milyarda biri oranında suni parçalar üretmek mümkün. Bu teknoloji yardımıyla uzun süre solmayan boyalar, etkisini hızlı gösteren ve daha etkili ilaçlar veya daha uzağa gidebilen golf topları üretilebiliyor. Bu alanda, hükümetin de desteğiyle önemli gelişmeler kaydeden Tayvan, 2012´ye kadar 32 milyon dolarlık ürün üretecek. Böylece 350 milyar dolarlık Tayvan ekonomisinin yüzde 10´unu kaplayacak.

Bugün hayal gibi görünse de, kullandıklarımızdan binlerce kat hızlı bilgisayarlar, damarların içinde ilerleyerek hastalıkları tedavi edecek nano aygıtlar, organların içinde ameliyat yapabilecek robotlar, betondan daha dayanıklı plastik binalar, hareketleri şarj edilmiş elektrik ile sağlanan yapay kaslar, çok daha hafif ve gelişmiş silah sistemleri gelecekte karşımıza çıkacak. Enerji konusundaki temel sıkıntı olan enerji sarfiyatı sıfıra inebilecek ve zararlı her tür atıktan kurtulmak mümkün olacaktır.

İnsanoğlu hayal ettiklerini gerçekleştirir. Nanoteknoloji insan hayatında nasıl gelişime sebep olur bir düşünelim ve fikir yürütelim. Mesela, paranın hiç kullanılmadığı bir sistem düşünelim, bu sistemde kredi kartı yerine nano teknoloji sayesinde geliştirilmiş ve içinde hemen her bilgi bulunduğu bir kart düşünelim, çalışanın maaşı ve birikimleri bu kartta hatta biraz daha ileri gidelim ve kimlik, ehliyet, pasaport, okul kimlikleri gibi birçok belge bu nano teknoloji sayesinde tek kartta toplansın. Bu kartta kişinin sağlık bilgileri doktor kontrolleri, geçirdiği ameliyatlar gibi gerekli bilgiler olsun. Hayal gücümüzü biraz daha zorlayalım ve aile bireylerinin anne babanın geçirmiş oldukları rahatsızlıklar da bu kartta olsun. İnsan hayatına getireceği kolaylıkları düşünmemizde sadece bir kapıdır bu yazdıklarım. Bunlar size sadece güzel bir hayal gibi gelebilir ama yakında hem de çok yakında nano teknoloji hayatın merkezine oturacak gibi görünüyor.

Tıp alanında da nano teknoloji hızla kullanılır hale gelmiştir. Uzmanlar bilimde bir devrim olarak ifade edilen nano teknolojinin bu sorun karşısında işe yarayıp yaramayacağını sınamak üzere, önce kobay olarak belirlenen hamsterlerin görüşü sağlayan optik sinirlerini kesti. Böylece kemirgenler kör oldu. Bunun ardından kopuk olan noktaya nano tanecikler yani mikroskobik büyüklükte tanecikler içeren bir sıvı enjekte edildi. Sıvının yardımıyla sinirler kendilerini onardı ve görüş imkânı geri kazanıldı.

Nano teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen bir uygulamayı patent ile koruyan ülkeler; yirmi yıl boyunca o teknolojiyi kullanacak diğer ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.

Bilgi teknolojileri ve internet geleneksel-kurulu piyasalarda ve mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. Nano teknoloji kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler ve materyalleri değiştirecek ve yeni ürünler, piyasalar ve yaşam tarzını gündeme getirecektir. Devlet ya da devlet büyüklüğündeki işletmeler artık nano teknolojiyi bir adım ileriye götürecek atılımlar içinde olmak zorundadırlar. Ya bir adım ileri ya da bir yüzlerce adım geriye düşeceklerinin farkına bir an önce varmalılar. Nano teknolojiye sahip çıkan mutlaka kazanacaktır.

 

Kaynak: http://www.kobitek.com

 

Türkiye CERN’e Üyelik Anlaşmasını İmzaladı

CERN Genel Direktörü Rolf Heuer, Türkiye’nin üyelik anlaşmasını imzaladığını açıkladı. 1961 yılından bu yana gözlemci ülke olarak çalışmalara katılan Türkiye artık üye ülkeler listesinde. Halen Türkiye’den 100 ün üzerinde bilim insanının çeşitli düzeylerde çalışmalara katılmaktadır. Türkiye’nin bilim insanları dışında da firmalar aracılığı ile de ihalelere katılma fırsatı bulacaktır. Bundan sonra Türkiye’den bilim insanlarının da kadrolu olarak CERN çalışmalarına katılması beklenmektedir. 1953 te 12 ülkenin katılımı ile kurulan CERN’ün halen 21 üye ülkesi vardır. Bilim insanı ve çalışan açısından daha çok Alman, İtalyan ve Fransızların ağırlıkta olduğu toplam 10.000 üzerinde personel bulunmaktadır. Türkiye’nin, üyelik sürecinin başlamasıyla, araştırmalara yapacağı katkısının artması beklenmektedir.

 

Kaynak: Serhat Çakır

HAYALLERİMİN ÖTESİNDE, AKLIMIN BİR KÖŞESİNDE ROMANYA

Durma Gez

??????????????????????

Giriş:

Balkanlara son sefer… Dört yıldan uzun süren Balkan seyahatlerimin finali Romanya… Başta köklerimi keşfetmenin hevesiyle başlayıp daha sonra bir tutkuya ve giderek sahiplenmeye dönüşen bir yolculuk. Bu yolculuk son dört yılıma anlam kattı ve şimdi ise finale yaklaşıyorum.

Romanya deyince aklıma gri, bulutlu bir gökyüzü, gri badanalı soğuk binalar, gri pardösülü, gri bakışlı adamlar geliyordu. Komünist dönemin gri diyarı…

Romanya ile ilgili başka çekincelerim de vardı. Yeterince güvenli miydi, Ekim ayı seyahat için doğru bir zaman mıydı? 9 gün boyunca sorunsuz gezebilecek miydim? Romanyalı arkadaşım Mariana’ya bu endişelerimden bahsettikçe bana gülüyor, boşuna endişe ettiğimi söylüyordu. Ama ister istemez her yolculuktan önce olduğu gibi kendimi kasıyordum.

Balkanlarda tek seferde kalacağım en uzun süreydi. 9 gün sürecek kapsamlı bir rota çizmiştim kendime. 6-7 şehir gezmeyi planlamıştım ve projemin kuzey sınırını Transilvanya Alpleriyle çizmiştim. Romanya’nın kuzeyine, Maramureş’e veya Moldova bölgesine gitme fırsatım olmayacaktı. Ancak bu kadarının bile Romanya’daki Balkan, Orta ve Doğu…

View original post 4.681 kelime daha

Facebook evlilikleri öldürüyor

Gizem Dolu

Facebook kullanan kişilerin eşlerini terk etme olasılığının kullanmayanlara kıyasla yüzde 32 daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.

View original post 107 kelime daha

Kendinize Çalışma Köşeleri Yaratın/Home Office Fikirleri

Çalışanın Körleşmesi

1545968_685108971511925_1892069866_n

Elias Canetti’nin büyük eseri  Körleşme’nin, yazıldığı dönem ve dönemin siyasi koşulları göz önünde bulundurulduğunda böyle bir yazının esin kaynağı olacağı benim de aklıma gelmezdi.

Körleşme kitabı, filolog Prof. Kien’ in yaşadıklarını anlatırken aslında insan düşüncesinin kendisini nasıl hapsettiğini de anlatıyor : Bakıp da görememeyi, işitip de duyamamayı, iletişimsizliğin nelere yol açtığını, her şeyi okuyarak anlayıp bilebileceğini düşünen aydın zihniyetinin dış dünyadan nasıl bihaber olduğunu ve yabancılaştığını, aydınların düştükleri budalalık , bencillik ve kibir hastalıklarını anlatıyor. Körleşme kitabı pek çok boyutta incelenebilir ancak; bu yazıda etkisi ağır olan noktalar bunlar.

“Körleşme”yi bu yazıda; kendini tanıyamama, dış dünyaya kendini kapatma, etrafında olup bitenlerden kendini soyutlama ve fazla kibir olarak kullanacağımı belirtmek isterim.

(Kitabı okumanızı ayrıca tavsiye ederim. Fikir edinmek için http://www.derindusunce.org/2010/01/06/korlesme-elias-canetti/  )

Peki çalışan için körleşme nasıl olur ve hangi evrelerde nükseder?

Yolun Başında Körleşme : Kendi yetkinlik ve yeterlilikleri hakkında hiç düşünmeden, neyi yapmaları durumunda mutlu olacaklarını bilmeden…

View original post 190 kelime daha

#SHRM14 Kongre Notları: Sıradışı bir CEO’dan öneriler

Catalyst Yazılar

14.000 konuşmacı önünde ‘o hatayı yapan bendim’ diyebilir misiniz?

SHRM Kongresinde 14 bin katılımcının aynı anda seyrettiği oturumda konuşmacı 125 ülkede faaliyet gösteren Pizza Hut, Taco Bell ve Kentucky Fried Chicken gibi markaları bünyesinde barındıran Yum! Foods CEO’su David Novak’tı. Novak Harvard Business Review tarafından dünyanın en iyi performanslı 100 CEO’su arasında gösterilmiş. 

Konuşmasına ‘ben pozitif enerjiye çok önem veririm, o nedenle nerede konuşursam konuşayım böyle başlarım’ diyerek şaşkın bakışlarım eşliğinde koca salona amigoluk yaparak slogan attırdı:

Give me aY
Give me aU
Give me anM
How does it spell? YUM 

İnanmadınız değil mi, buyrun:

David Novak konuşmasına lider yetiştirmeye ne kadar önem verdiğini anlatarak başladı. ‘İyi bir lideri olmayan başarılı bir işletme görmedim. O yüzden önceliğim lider yetiştirmek, zaten en yüksek geri dönüş de burada‘ dedi. Zamanın iyi  bir liderin önceliğini değiştiremediğini düşündüm onu dinlerken. GE’nin efsane CEO’su Jack Welch’in önceliği ve en çok zaman ayırdığı konu…

View original post 446 kelime daha

Time Magazine shows just how creepy smart homes really are

ERP Projesine Başlayacaklar İçin 2 Önemli Nokta Nedir ?

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ

Cengiz Pak Bey’in Linkedin üzerinden paylaşmış olduğu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. ERP projesinin başarılı olması için 2 önemli noktaya parmak basılmış ve detaylandırılmış yazıda…

erp-basarisiERP çalışmanızın başarılı olabilmesi için 2 nokta oldukça önemlidir, bunlar; “hedeflerinizin varlığı” ile “performans kriterlerinizdir”.

Eğer internet üzerinde “ERP projeleri niçin başarısız olur” diye küçük bir araştırma yaparsanız çok sayıda yazı bulacaksınız ancak bu moralinizi bozmasın. Öncelikle bu tür yazıların temel kaynağı “batı medyası” ve çoğunlukla ABD ‘ de yaşanmış örneklere dayanıyor. Diğer yandan bunlar 20-500 Milyon USD aralığındaki projeler (son zamanlarda bu fiyat aralığı daha aşağı indi), diğer bir deyimle Türkiye ölçeğinde hayal edilmesi güç, binlerce çalışanın organize edilmesi gereken projeler. Halbuki ülkemizde gerçekleştirilen projelerin bu büyüklük ile kıyaslanmaları, maliyet açısından aynı cümlede anılması bile mümkün değildir.

Ancak yine de Niçin herkes başarısız projelerden bahsediyor ? veya Niçin projeler başarısız oluyor ? sorularını içinde ERP geçen

View original post 416 kelime daha