Monthly Archives: Ocak 2015

Kendi kendimize arttırdığımız mutsuzluklarımız

Engagement: İK ve Sosyal Medya için

Bugün Hürriyet İK’da çalışanların kendilerini değerli hissetmediklerine dair bir yazı çıktı. Yazı çalışanlarla yapılan bir anket baz alınarak kaleme alınmış, ve bu anketin sorularından biri şöyle:

– Çalışanların yüzde 97’si Pazartesi işe gitmeyi iple çekmediğini söylüyor.

Uzuuun uzun baktım bu cümleye. Tabii aklıma sorular üşüştü klasik:

– Her Pazartesi aynı olmak üzere ne yapıyor olsaydın iple çekerdin? 

Düşünmeye davet ediyorum sizleri. Hakikaten, her Pazartesi aynı şeyi yapıyor olmak kaydıyla neyi yapsanız Pazartesilerin gelmesini dört gözle beklerdiniz?

Haftanın 5 günü saat 9’da alışverişe çıkıyor olmanız gerekse alışverişi sever miydiniz?
Ya da şehrin en kral kahvaltı mekanında kahvaltı etmek durumunda kalsanız? Koşa koşa her gün gider miydiniz?

Gitmezdiniz sevgili okur. Çünkü insan sıkılır. İnsanoğlu elindeki olabileceğin en iyisi de olsa sıkılır. Dolayısıyla Pazartesi günü %97’mizin işe gitmeyi iple çekmemesinin açıklaması direk işimizle bir derdimiz olması değil, sürekli aynı şeyin tekrarlanıyor olmasının getirdiği mutsuzluktur. 

Zaten bu soruyu ‘retorik‘ olmaktan kurtarmak…

View original post 430 kelime daha

İşe Başlayan Her 2 Kişiden 1’i BAŞARISIZ!

selinyetimoglu.com

yeni-ise-baslamaLeadership IQ tarafından 5257 işe alım yöneticisiyle yapılan araştırmaya göre, yeni işe başlayanların %46’sı ilk 18 ay içinde başarısızlığa uğruyor. Başarıya ulaşanların oranıysa %19. Geriye kalanlar, iyi kötü bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Performansları, beklentileri minimum da olsa karşılayacak seviyede oluyor.

View original post 132 kelime daha

Gerçek Yaşam Kalitesi Nedir? Sizinki Ne Durumda?

Yaşam kalitesini parasal değerlerle ölçümlemek oldukça yaygın değil mi? Kişi başına gelir, kişi başına tüketim, harcamaların dağılımı, eğitim, sağlık harcamalarının payı, oysa bunların hepsi maddi ölçüler. Gazetelere bakın, her yerde parasal ölçüler var. İnsanları sermayelerine göre sınıflandırıyoruz, dünyanın en zengin adamları, dolar milyarderleri gibi gruplandırmalar, tanımlar yapıyoruz.

Oysa hepimizin bildiği gibi para ile ölçülemeyen gerçek zenginliği ifade eden yaşam değerlerine sahibiz; hayal gücü, düşünme yeteneği, yaratıcılık ve duygusal yaşamımız.

Bunları parasal olarak ölçemeyiz. Ama yaşama anlam kazandıran bunlardır, yaşamın kalitesini yükseltirler.

Örneğin hayal gücü; Günlük yaşamımız giderek tekdüze hale geliyor, sıradanlaşıyor, monotonlaşıyor. Böyle bir dünyada hayal gücü yaşama renk katar, farklılaştırır, bizi tekdüzelikten kurtarır. Hayal gücü gerçeklerden kaçmak için değil, onu yaratmak içindir. İnsanı zengin kılan, hayal gücüdür. Yoksul Âşık Veysel’den daha zengin, daha varlıklı kaç kişi bu dünyada yaşadı?

“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir” demiş, Albert Einstein

Düşünmek ve fikir üretmek de yaşama değer katıyor. Ama ne yazık ki düşünmemeye…

View original post 264 kelime daha