Category Archives: Bilim ve Teknoloji

Nano Teknoloji Nedir?

“Nano” Yunancadan ve Latinceden alınmış bir sözcüktür ve anlamı cüce demektir. Ayrıca kısaltma olarak milyarda bir olarak da kullanılır. Buna göre nano metrik sistemin içinde bir metrenin milyarda biri veya bir milimetrenin milyonda biridir.

Maddelere, milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki yapılara inerek yeni sentez özellikleri kazandıran nanoteknoloji, yakın gelecekte tüm dünyanın sanayi kollarına ve insan hayatının her yönüne yön verecek. Nano Teknoloji, Atom ve molekül ölçeğinde özel yöntem ve tekniklerle yapıların, materyallerin ve araçların inşa edilmesini; bu ölçekte ölçme, tahmin etme, izleme ve yapım faaliyetlerinde bulunmayı ve bu ölçeğin bazı temel özelliklerinden yararlanma kabiliyetini ifade eder.

Bilgi teknolojileri ve internet geleneksel-kurulu piyasalarda ve mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. Nano teknoloji kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler ve materyalleri değiştirecek ve yeni ürünler, piyasalar ve yaşam tarzını gündeme getirecektir. Nano teknoloji, yalnızca minyatürize olmuş ürün ve üretim yapıları ortaya çıkarmayacaktır; bunun yanı sıra üretim sürecinde kullanılan materyaller atom ve moleküler düzeyde ele alınıp işleneceğinden atom (kuantum) fiziği devreye girecektir. Bu anlamda nano teknoloji çeşitli alanlarda yeni teknoloji, piyasa ve ürünlerin ortaya çıkmasına olanak tanımaktadır.

Almanya bu konular üzerinde öncülük yapmaktadır ve 1 Milyar Dolardan fazla Nano-araştırmasına yatırım yapmaktadır. IBM, Fujitsu ve Intel´de Nano teknik dâhilinde mikroskobik küçüklükte Çipler üretmek için çalışmaktadırlar.

Amerika”da özel sektör hariç sadece devletin nano teknolojiye ayırdığı kaynak 2003 yılı için 600 milyon dolar. Japonya”da ekonominin temel dinamikleri elektronik sektörüne dayandığı için bu ülke nano teknoloji çalışmalarına 500 milyon dolar kaynak ayırıyor. Başta Çin olmak üzere Rusya, Almanya ve İngiltere de konunun önemini kavradı ve bu yöndeki çalışmalara kamu bütçesinde yer veriyor. Son zamanlarda önemli gelişmeler kaydedilen nano teknolojiyle metrenin milyarda biri oranında suni parçalar üretmek mümkün. Bu teknoloji yardımıyla uzun süre solmayan boyalar, etkisini hızlı gösteren ve daha etkili ilaçlar veya daha uzağa gidebilen golf topları üretilebiliyor. Bu alanda, hükümetin de desteğiyle önemli gelişmeler kaydeden Tayvan, 2012´ye kadar 32 milyon dolarlık ürün üretecek. Böylece 350 milyar dolarlık Tayvan ekonomisinin yüzde 10´unu kaplayacak.

Bugün hayal gibi görünse de, kullandıklarımızdan binlerce kat hızlı bilgisayarlar, damarların içinde ilerleyerek hastalıkları tedavi edecek nano aygıtlar, organların içinde ameliyat yapabilecek robotlar, betondan daha dayanıklı plastik binalar, hareketleri şarj edilmiş elektrik ile sağlanan yapay kaslar, çok daha hafif ve gelişmiş silah sistemleri gelecekte karşımıza çıkacak. Enerji konusundaki temel sıkıntı olan enerji sarfiyatı sıfıra inebilecek ve zararlı her tür atıktan kurtulmak mümkün olacaktır.

İnsanoğlu hayal ettiklerini gerçekleştirir. Nanoteknoloji insan hayatında nasıl gelişime sebep olur bir düşünelim ve fikir yürütelim. Mesela, paranın hiç kullanılmadığı bir sistem düşünelim, bu sistemde kredi kartı yerine nano teknoloji sayesinde geliştirilmiş ve içinde hemen her bilgi bulunduğu bir kart düşünelim, çalışanın maaşı ve birikimleri bu kartta hatta biraz daha ileri gidelim ve kimlik, ehliyet, pasaport, okul kimlikleri gibi birçok belge bu nano teknoloji sayesinde tek kartta toplansın. Bu kartta kişinin sağlık bilgileri doktor kontrolleri, geçirdiği ameliyatlar gibi gerekli bilgiler olsun. Hayal gücümüzü biraz daha zorlayalım ve aile bireylerinin anne babanın geçirmiş oldukları rahatsızlıklar da bu kartta olsun. İnsan hayatına getireceği kolaylıkları düşünmemizde sadece bir kapıdır bu yazdıklarım. Bunlar size sadece güzel bir hayal gibi gelebilir ama yakında hem de çok yakında nano teknoloji hayatın merkezine oturacak gibi görünüyor.

Tıp alanında da nano teknoloji hızla kullanılır hale gelmiştir. Uzmanlar bilimde bir devrim olarak ifade edilen nano teknolojinin bu sorun karşısında işe yarayıp yaramayacağını sınamak üzere, önce kobay olarak belirlenen hamsterlerin görüşü sağlayan optik sinirlerini kesti. Böylece kemirgenler kör oldu. Bunun ardından kopuk olan noktaya nano tanecikler yani mikroskobik büyüklükte tanecikler içeren bir sıvı enjekte edildi. Sıvının yardımıyla sinirler kendilerini onardı ve görüş imkânı geri kazanıldı.

Nano teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen bir uygulamayı patent ile koruyan ülkeler; yirmi yıl boyunca o teknolojiyi kullanacak diğer ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.

Bilgi teknolojileri ve internet geleneksel-kurulu piyasalarda ve mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. Nano teknoloji kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler ve materyalleri değiştirecek ve yeni ürünler, piyasalar ve yaşam tarzını gündeme getirecektir. Devlet ya da devlet büyüklüğündeki işletmeler artık nano teknolojiyi bir adım ileriye götürecek atılımlar içinde olmak zorundadırlar. Ya bir adım ileri ya da bir yüzlerce adım geriye düşeceklerinin farkına bir an önce varmalılar. Nano teknolojiye sahip çıkan mutlaka kazanacaktır.

 

Kaynak: http://www.kobitek.com

 

Reklamlar

Türkiye CERN’e Üyelik Anlaşmasını İmzaladı

CERN Genel Direktörü Rolf Heuer, Türkiye’nin üyelik anlaşmasını imzaladığını açıkladı. 1961 yılından bu yana gözlemci ülke olarak çalışmalara katılan Türkiye artık üye ülkeler listesinde. Halen Türkiye’den 100 ün üzerinde bilim insanının çeşitli düzeylerde çalışmalara katılmaktadır. Türkiye’nin bilim insanları dışında da firmalar aracılığı ile de ihalelere katılma fırsatı bulacaktır. Bundan sonra Türkiye’den bilim insanlarının da kadrolu olarak CERN çalışmalarına katılması beklenmektedir. 1953 te 12 ülkenin katılımı ile kurulan CERN’ün halen 21 üye ülkesi vardır. Bilim insanı ve çalışan açısından daha çok Alman, İtalyan ve Fransızların ağırlıkta olduğu toplam 10.000 üzerinde personel bulunmaktadır. Türkiye’nin, üyelik sürecinin başlamasıyla, araştırmalara yapacağı katkısının artması beklenmektedir.

 

Kaynak: Serhat Çakır

BT’ciler Yeni Çalışan Bulmakta Zorlanıyor

 

Araştırma gösteriyor ki Bilişim Teknolojileri alanındaki yöneticiler, istedikleri yetenekte ve yetkinlikle çalışan bulmakta çok zorlanıyorlar. “Evet, son işe alımlarım tam da istediğim gibi oldu!” diyen yönetici oranı sadece %26. IT alanında faaliyet gösteren Reconnix’in yaptığı araştırmaya göre Mühendislik alanından mezun olan öğrencilerin ezici bir üstünlüğü okuldan aslında “boş” mezun oluyorlar. Mezun olduklarında herhangi bir iş ortamına ve çalışma hayatına hazır halde mezun olan öğrenci oranı çok düşük.

Araştırmanın temeli 100 IT yöneticisinin, geçmişte yaptığı 200 aday mülakatıyla oluşturuldu. 100 IT yöneticisine girdikleri mülakatta adaylarla ilgili edindikleri izlenim soruldu. Yöneticilerin çoğu adayların mülakatlardaki performansından memnun değil. Gerçekten doğru işe alım yaptığını düşünen aday sayısı dramatik bir şekilde düşük.

Adayların yetersiz olduğu alanlar Yazılım Geliştirme, Networking ve Veri Analizi olarak öne çıkıyor. Adaylar özellikle bu alanda kendilerini yeterince geliştiremiyor. Bu alanlara yapılan işe alımlar da çoğu zaman yetersiz oluyor ve yöneticiler çalışan işe başladıktan sonra işi öğretmek için ciddi zaman harcıyorlar.

Reconnix CEO’su Pat Nice şöyle diyor: “Özellikle son yıllarda Bilişim Teknolojileri iş alanı ciddi anlamda yetkin çalışan eksikliği çekiyor. Dolayısıyla bu eksiklik şirketlerin ve ekonominin büyümesini de yavaşlatıyor. Bu tür teknik pozisyonların gerekli yetkin çalışanlarla doldurulmaması da ekonomimizin tüm potansiyelinin bir türlü istenilen oranda kullanılmaması anlamına geliyor ki bu tüm sektör için oldukça kötü bir haber”

 

Kaynak: http://www.banaisbul.com

TEKNOLOJİ HARCAMASINDA NERDEYİZ?

Türkiye’deki ve Avrupa’daki teknoloji pazarlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gold Teknoloji Marketleri Pazarlama Müdürü Kılınç Orhan Erdemir, GfK’nın 2013 yılı verilerine göre, Türkiye’nin 30 milyar TL’lik pazar büyüklüğü ile 19 Avrupa ülkesi arasında beşinci sırada bulunduğunu ancak kişi başı teknoloji harcamasında, ekonomik sıkıntılarla boğuşan Yunanistan’ın bile gerisinde olduğunu belirtti.
Avrupa’daki en yüksek teknoloji tüketimini yapan Almanya’da pazarın 136 milyar TL’yi aştığını kaydeden Erdemir şu bilgileri verdi:
“İkinci sıradaki Fransa’da 75, üçüncü sıradaki İngiltere’de 67 milyar TL’den büyük bir pazar olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin bir basamak üstünde yer alan İtalya’da bu rakam 41 milyar TL’yi aşıyor. Altıncı sıradaki İspanya’da ise pazar 30 milyar TL’ye yaklaşıyor.
Bu verilere baktığımızda beyaz eşyadan bilgisayara, cep telefonundan televizyona, tabletten fotoğraf makinesine kadar on binlerce ürünü içinde barındıran teknoloji pazarının 2013 yılında 30 milyar TL’ye ulaşması, Türkiye’de teknoloji tüketiminin geliştiğini ve Avrupa’da beşinci pazar büyüklüğüne sahip olduğumuzu gösteriyor.
Ancak esas gösterge bu pazar paylarını ülkelerin nüfusuna oranladığımızda çıkıyor. Türkiye’deki pazar hacminin Avrupa ülkeleri içinde üst sıralarda bulunması teknoloji harcamasında da yukarılarda yer aldığımız anlamına gelmiyor. Kişi başı teknoloji harcamasında, 392 TL ile 19 ülke içinde ancak 15’inci sırada yer alıyoruz. Almanya, satış hacminde olduğu gibi, kişi başı harcamada da 1.672 TL ile ilk sırada bulunuyor. Almanya’nın ardından sıralanan İsveç, Danimarka, İsviçre, Fransa, Hollanda, Avusturya, Belçika ve İngiltere’de de kişi başı harcama bin TL’nin üzerine çıkıyor. Komşumuz Yunanistan’da pazar büyüklüğü yaklaşık 4 milyar 300 milyon TL seviyesinde bulunuyor ancak kişi başı harcama bazında 396 TL ile Türkiye’nin bir basamak üstünde yer alıyor.
Bu veriler aslında bize şunu gösteriyor: Teknoloji kullanımında hala gidecek çok yolumuz var ve gelişmiş ülkelerinin çok gerisindeyiz. Türkiye gibi hedeflerini gerçekleştirmek için genç insan kaynağına ve yüksek potansiyele sahip bir ülkede, pazarın uzun vadede en az 60 milyar TL olması gerekiyor.”

100 Patentten 94’ü Yabancılara Ait!

Patent sayısı, ülkelere yönelik gelişmişlik göstergelerinin en önemlilerinden birisi.
En çok patent üretenler, en tepede, en az üretenler ise en alttalar…
Eğitimde, bilimde nal topladığımızı bilmeyen yok. Ama patentteki durumumuz, ondan da vahim.
Hükümet, keşke bir de eğitim, bilim ve üretim paketi açsa da, onun getireceği refahla, ileri demokrasi kalıcı hale gelse…
İTÜ Vakfı Dergisi, 62’nci sayısında Türkiye’de Patent konusunu ele aldı.
Dergide, ekonomi, endüstri ve bilimde, inovasyon (yenilikçilik) süreçlerinin temel taşı olan patent, üniversitelerde, özel ve kamu araştırma kurumlarında, organizasyonel ve yasal çerçevesi ile yeniden irdeleniyor.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, İTÜ öğretim üyeleri ve patentle ilgili kuruluşların yetkilileri de konuyla ilgili görüşlerini dile getirmişler.
Hemen hepsi her ne kadar pembe bir tablo çizmeye çalışsa da gelinen nokta ortada…

Süper teşvik
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, dergiye verdiği röportajda, üniversitelere de patent sahibi olma yolunu açtıklarını belirterek, “Böylece üniversitelerdeki buluşların çok daha etkin bir şekilde korunmasının ve ticarileştirilmesinin önünü açmış olacağız” diyor.
Bakan Ergün’ün verdiği bilgiye göre, buluşlardan elde edilen gelirin en az yüzde 30’u öğretim üyesinin olacak. Bu düzenlemeyle, akademisyenlerin ticarileştirme zorluklarından ötürü patent başvurusu yapma konusundaki çekinceleri giderilmiş olacak ve üniversitelerdeki mevcut buluş potansiyeli ortaya çıkarılacak.
Ergün’ün açıklamalarında gençlere de müjde yer alıyor. TÜBİTAK ve Türk Patent Enstitüsü arasında geliştirilen işbirliği protokolü kapsamında yerli patent başvuru sahiplerine her bir patent başvurusu için 3.000 TL karşılıksız teşvik verilecek. Ayrıca uluslararası patent başvurusu söz konusu olduğunda 100.000 TL’ye kadar teşvik söz konusu olacak.

Hedef 50 bin patent
Patent ve Marka Vekilleri Derneği Başkanı Uğur G. Yalçıner de, dergideki yazısında, Türkiye’nin 2023 yılı için hedeflemiş olduğu 500 milyar dolar ihracat hacmi ve yıllık 50 bin adet yerli patent sayısına ulaşabilmek için Türkiye sınai mülkiyet sisteminde bugün yaşadığımız eksikliklerinin acilen giderilmesinin şart olduğunu dile getirdi.
Patent vekillerinin de, Baro gibi birliğinin olması gerektiğini vurgulayan Yalçıner, bir ülkede ‘sınai mülkiyet hakları’nın etkin biçimde korunmasının, sağlıklı ve sağlam bir sanayinin ve kararlı ekonominin temel koşullarından biri olduğuna dikkat çekiyor.

Yüzde 2 arttı
Dergide yer alan bir başka önemli yazı ise Buluş Adamları Derneği Başkanı Dr. Sungu Bazoğlu’na ait. Bozoğlu, Türkiye’deki her 100 patentten 96’sını yabancıların aldığını belirterek şu rakamları veriyor:
“1995-2002 yılları arasında TPE’den alınan patentlerin yüzde 96’sı yabancılara ait iken, 1995-2012 yılları arasında TPE’de yabancıların aldıkları patentlerin oranının ortalama yüzde 94’e düştüğü görülüyor.
Bu kadar patent başvuru hibe desteği çabasına karşın on yılda yerli patent sayısını, yabancı patent sayısına göre ancak yüzde 2 oranında artırabildiğimize bakılacak olursa, buluş ve patent konusunda daha fazla özendirici teşvikleri devreye sokmamız gerektiği görülüyor. 1995 yılında 58 yerli patente karşılık, 2012 yılında 1025 yerli patentin alınması patent teşviklerinin ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteriyor. Ancak daha etkin destekler yoluyla yabancı ve yerli patentler arasındaki büyük farkın kapatılması gerekiyor…”

Vizyon sahibi bireyler
Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Prof. Dr. Habip Asan’ın temennisi ise hepimizin ortak arzusu:
“Öğrencilerimize yenilikçi olma bilincinin çok küçük yaşlarda kazandırılmasının son derece önemli olduğuna inanıyorum. Her alanda çözüm üreten, yenilikçi ve vizyon sahibi bireylere ihtiyacımız var…”
Özetin özeti: Demokrasiyi, eğitimle, bilimle, teknolojiyle, inovasyonla, patentle beslemezseniz, bir ayağı yere tam basmayabilir!…

Abbas Güçlü Milliyet

Kalp atışlarınız şifreniz olacak

Gizem Dolu

Kalp atışlarınız şifreniz olacak

Bilim insanları ve mühendisler, dijital dünyada gerçekleştireceğiniz tüm işlemlerde kimlik tanımlaması olarak kullanabileceğiniz özel bir bileklik geliştirdi. Bileklik, kalp atışlarınızı şifre olarak kullanıyor.

View original post 251 kelime daha

TEKNOLOJİ /// Tahsin Yılmaz : Türkiye 2023’e Akıllı Şehirlerle Girecek

İSTİHBARAT SAHASI

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası’nın “2023’e Doğru Haberleşme Sektörü” başlıklı paneline konuşmacı olarak katılan Türk Telekom CEO’su Tahsin Yılmaz,


“2023’e, şehircilik kavramını bir üst noktaya taşıyan, sahip olduğu teknolojiyi en üst düzeyde şehir sakinlerinin hizmetine sunan akıllı şehirlerle gireceğiz. Bu değişim rüzgarına Türk Telekom olarak biz öncülük edeceğiz”

dedi. Moderatörlüğünü BTK Kurul II. Başkanı Dr. T. Ayhan Beydoğan’ın üstlendiği panelde, Türk Telekom CEO’su Tahsin Yılmaz,


“Hepimizin bildiği gibi, ülkemizin 2023 hedefi, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak”

diyerek, şunları söyledi:


“Hedefimiz büyük. Türkiye’nin öncü iletişim ve yakınsama teknolojileri şirketi olarak bilgi toplumu olma hedefini çok önemsiyoruz. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’mızın açıkladığı hedefleri destekliyoruz ve sektörümüzün bu hedefleri aşacağına inanıyoruz.”

Süreci teknoloji ürünleri geliştirerek ve ihraç ederek destekliyoruz

Bu hedeflerin sadece sektörümüz için değil tüm Türkiye için büyük önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz,


“Bilişim altyapısı ve teknoloji geliştirme yeteneğinin ülkelerin gelişmişlik düzeyinin ana göstergeleri arasında yer…

View original post 637 kelime daha