Category Archives: Eğitim

Türkiye’nin Girişimci ve Yenilikçi 50 Üniversitesi Açıklandı

TÜBİTAK’ın üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıraladığı “Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi”, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından açıklandı. TÜBİTAK’ın ilk kez 2012’de hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile her yıl Türkiye’nin en girişimci ve yenilikçi 50 üniversitesi belirleniyor. 2014 yılı endeksi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından açıklandı. Buna göre ilk üç sırada Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer aldı. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi, üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralayarak, üniversiteler arası girişimcilik ve yenilikçilik odaklı rekabetin artmasına böylelikle girişimcilik ekosisteminin gelişmesine katkı sağlıyor. Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversiteler, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 göstergeye göre sıralandı. 23 göstergeden oluşan endeks kapsamında yaklaşık 900 bin hücrelik veri seti 6 aylık yoğun bir çalışma sonunda toplandı ve çeşitli kontrollere tabi tutularak değerlendirmeye alındı. Bu sene üçüncüsü açıklanan endeks çalışmalarına, YÖK ve TÜİK’in yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TPE, Kalkınma Bakanlığı, TÜBA, TTGV, KOSGEB ve üniversiteler katkı sağladı.

Endeks kapsamında 50 ve üzeri öğretim üyesi olan 144 üniversite hesaplamaya dahil edildi. Bu yıl, ilk 10’a bir yeni üniversite dâhil olurken, ilk 10’daki 8 üniversitenin yeri bir önceki döneme göre değişiklik gösterdi. Aynı şekilde ilk 20’ye 2; ilk 50’ye 4 yeni üniversite dâhil oldu.

2014 Yılı İlk 10 Sıra 1.Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2.Sabancı Üniversitesi 3.Boğaziçi Üniversitesi 4.Bilkent Üniversitesi 5.Koç Üniversitesi 6.Özyeğin Üniversitesi 7.İstanbul Teknik Üniversitesi 8.TOBB ETÜ 9.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 10.Selçuk Üniversitesi

2013 Yılı İlk 10 Sıra 1.Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2.Sabancı Üniversitesi 3.Bilkent Üniversitesi 4.Boğaziçi Üniversitesi 5.İstanbul Teknik Üniversitesi 6.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 7.Özyeğin Üniversitesi 8.Koç Üniversitesi 9.TOBB ETÜ 10.Hacettepe Üniversitesi

2012 Yılı İlk 10 Sıra 1.Sabancı Üniversitesi 2.Orta Doğu Teknik Üniversitesi 3.Bilkent Üniversitesi 4.Özyeğin Üniversitesi 5.İstanbul Teknik Üniversitesi 6.Boğaziçi Üniversitesi 7.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 8.Koç Üniversitesi 9.Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 10.TOBB ETÜ

 

Kaynak: Tübitak

Eğitim Kalitesinde 91. Sıradayız

 

Dünya Ekonomik Forumu 2014 Global Bilgi ve Teknoloji raporunu yayınladı. Raporda Türkiye’nin internet kullanımı ve teknoloji açısından durumu hakkında fikir verebilecek önemli bilgiler mevcut.

EĞİTİM KALİTESİNDE 91. SIRADAYIZ

Türkiye son teknoloji araçlarına ulaşımda 44. sırada yer alırken, eğitim sistemi kalitesiyle 91. sırada yer alıyor. Türkiye hükümeti, kanun yapma etkinliği 19. sırada çıkarken; yargı bağımsızlığı ile 85. sırada yer alıyor. Türkiye ayrıca vergi oranları sıralamasında 82.; yerel rekabetin yoğunluğu açısından ise 15. sırada yer alıyor. Hükümetlerin teknoloji satın alımı konusunda Türkiye diğer ülkeleri geride bırakarak 23 sırada, internet kullanan bireylerin sayısında ise 73. sırada yer alıyor.

TÜRKİYE OKURYAZARLIK ORANINDA 67. SIRADA

Türkiye, mobil kapsama alanı konusunda ise 27 ülke ile birinciliği paylaşıyor, internet güvenliği açısından ise 48. sırada. Matematik ve Fen bilimleri açısından olumsuz bir karne sergileyen Türkiye 101. sıraya yerleşmiş durumda. Okur-yazarlık oranında ise 67. sırada yer alıyor.

Türkiye sosyal medya kullanımında ise 148 ülke arasında 61. sırada yer alıyor. Okullarda internet erişimi konusunda 63. sırada bulunan Türkiye, E- devlet servisleri konusundaysa 73. sırada. Genel olarak rapora bakıldığında ise teknoloji konusunda en başarılı ülkelerin, Singapur, Finlandiya, Yeni Zellanda ve Japonya olduğu görülüyor.

ODTÜ 3 Alanda Dünyanın En İyi 100 Üniversitesi Arasında

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. İngiltere merkezli Quacpuarelli Symonds (QS) tarafından hazırlanan sıralamada, 3 alanda dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasına girerken, toplamda 9 alanda listede yer aldı. ODTÜ, geçtiğimiz günlerde açıklanan Times Higher Education sıralamasında dünyanın en saygın 80 üniversitesi arasına girmeyi başarmıştı.
Dünyanın en iyi üniversitelerinin belirlenmesine yönelik araştırma sonuçları arka arkaya yayınlanırken Orta Doğu Teknik Üniversitesi topladığı başarılar ile Türkiye’nin gururu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Times Higher Education sıralamasında en saygın 80 üniversite arasına girmeyi başaran ODTÜ, bu kez de İngiltere merkezli Quacquarelli Symonds (QS) tarafından 2014 yılı için açıklanan bilim alanlarına göre “Dünya Üniversiteler Sıralaması” listesinde üst sıralarda yer aldı.
Saygınlık ve araştırma performansı verileri kullanılarak 30 ayrı bilim alanında dünyanın ilk 200 üniversitesinin belirlendiği QS Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda ODTÜ bu yıl 9 bilim alanıyla sıralama yer aldı. Geçtiğimiz yıl açıklanan listede 8 bilim alanıyla yer alan ODTÜ bu yıl “Bilgi Bilimleri ve Bilgi Sistemleri” alanını ekleyerek puanlarla listede 9 alanda yer almayı başardı.
ODTÜ; İnşaat Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makine-Havacılık-Üretim Mühendisliği alanlarında dünya çapında ilk yüz üniversite arasına girerken, Eğitim ve İstatistik-Yöneylem alanlarında ilk 150 üniversite arasında yer aldı. ODTÜ’nün dünya çapında 200 üniversite arasına girdiği diğer 4 bilim alanı ise “İktisat-Ekonometri, Kimya Mühendisliği, Matematik, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri” oldu.
Listede Türkiye’den 5 üniversite daha bulunurken ODTÜ , Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Makine-Havacılık-Üretim Mühendisliği alanlarında Türkiye’den kendi alanında “Dünyanın en başarılı ilk 100 üniversitesi” listesine giren tek üniversite oldu.
QS Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda ODTÜ’nün başarısını değerlendiren ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar; “Öncelikle, ODTÜ’yü her geçen yıl daha üst sıralara taşıyan akademik birimlerimizi ve öğretim elemanlarımızı kutlarım. Ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil edebilmekten gurur duyuyoruz. ODTÜ’nün her yıl kendini daha da geliştirerek, uluslararası alanda yukarılara tırmanması da ayrıca sevindirici bir sonuç. Her alanda daha iyisini aramak, daha iyiye ulaşmak için çalışmak ODTÜ’nün kapısından içeri girdiğiniz anda aldığınız temel değerlerden biri. Bu da doğal olarak başarıyı getiriyor.” şeklinde konuştu.
Sıralamaya giren diğer Türk üniversitelerini de kutlayan Rektör Acar, “Bu yıl listede ODTÜ ile birlikte 5 üniversitemiz daha Türkiye’yi temsil etti. Bilimsel açıdan rekabet etmek ülkemizin de yükselmesi açısından çok önemli. Üniversitelerimiz arasındaki bilime dayalı bu rekabet bizleri her yıl daha da yukarı çıkartacaktır.” dedi.

Sözcü

Harvard Üniversitesi’nde Yaşanmış Bir Olay

İSTİHBARAT SAHASI

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip, utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez sekreter, masasından fırlayarak önlerini kesti. Öyle ya, bunlar gibi ne olduğu belirsiz taşralıların Harvard gibi bir üniversitede ne işleri olabilirdi?

Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı… Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu. Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla “Bekleriz” diye mırıldandı. Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi… Sekreter, sesini çıkarmadan masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. “Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok” diyerek, rektörü ikna etmeye çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.

Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo, içini bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.

Yaşlı kadın, hemen söze başladı. Harvard’da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi…

View original post 155 kelime daha

Harvard’dan, Yale’e Ücretsiz Online Ders Alabilirsiniz

Hazal Çağla

Aralarında Harvard, M.I.T., Yale’in de bulunduğu 70 üniversiteden online ve ücretsiz olarak ders alma imkanı sağlayan www.coursera.org, eğitimleri başarıyla tamamlayanlara sertifika veriyor.

Dünyanın önde gelen 70 üniversitesindeki hocalardan ücretsiz online ders alma imkanı sunan Coursera’nın temsilcisi Julia Stiglitz, geçen hafta İstanbul’daydı. Fatih Üniversitesi ve Uluslararası Üniversiteler Birliği (UniBir) tarafından 31 Mayıs-1 Haziran tarihlerinde düzenlenen ‘Uluslararası Yükseköğretimde Yönelişler Kongresi’ne katılan Stiglitz, Hürriyet’in sorularını yanıtladı.

View original post 415 kelime daha

GEL VATANDAŞ, BEDAVAYA MÜHENDİSLİK BURADA!

Elektrik Mühendisleri Odası 43. Dönem Yönetim Kurulu, teknik öğretmenlere mühendislik unvanı dağıtılmasına yönelik uygulamaya tepki gösterdi. `On binlerce öğrencinin emeği heba ediliyor, teknik öğretmenlere ortaöğretim düzeyinin altında sorularla mühendislik kapısı aralanıyor` denilen açıklamada, mühendislik tamamlamaya ilişkin alınan karar göstermelik olarak nitelendirilerek, yeni mağduriyetler yaratılmaması için Yükseköğretim Kurumu`na derhal bu karardan vazgeçmesi çağrısında bulunuldu.

On binlerce öğrencinin emeği heba ediliyor, teknik öğretmenlere ortaöğretim düzeyinin altında sorularla mühendislik kapısı aralanıyor…

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), mesleki eğitim ihtiyacını ve teknik öğretmen gerekliliğini hiçe sayarak, öğretmen olarak yetiştirilen teknik insanlara mühendislik unvanı dağıtmaya kalkıyor.

Demokratik taleplerin yurt çapında yükseldiği bir dönemde tüm gözler Gezi Parkı özelinde ülkemizdeki demokrasinin varlığına odaklanmışken; böyle bir ortamda kamu yararını yok sayan uygulamalar gözlerden kaçırılarak hayata geçirilmeye çalışılıyor. İktidar, bir yandan tüm eğitim sistemini özelleştirmeye dönük politikası kapsamında teknik eğitimin değerini de yok sayarak işverenlere bırakmaya hazırlanırken; diğer yandan teknik öğretmenlerin işsizlik sorununu, onlara da mühendis unvanı vererek, mühendislik mesleğine tahvil etmeye kalkıyor.

YÖK, teknik öğretmenlere mühendislik unvanı almalarını sağlayacak sınav duyurusu yaptı. Bu duyuru kapsamında sayılarının 72 bin olduğu söylenen teknik öğretmenlere mühendis unvanı almak için başvuru hakkı veriliyor. EMO‘nun mesleki alanlarıyla ilgili “Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği, Elektrik Öğretmenliği, Elektronik Öğretmenliği, Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği, Elektronik ve Haberleşme Öğretmenliği, Enerji Öğretmenliği, Kontrol Öğretmenliği, Telekomünikasyon Öğretmenliği” mezunlarına da mühendislik unvanı verilmesinin yolu açılıyor.

Torba Yasalardan Sonra Torba Sınav Dönemi
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi‘nin (ÖSYM) 7 Haziran 2013 tarihli “Teknik Öğretmenler İçin Mühendislik Tamamlama Programları Giriş Sınavı (2013-Mühendislik Tamamlama): Başvuru İşlemleri ve Örnek Sorular” başlıklı duyurusunda örnek sorulara da yer verildi. Bu sorular incelendiğinde, değil mühendislik, değil üniversite sınavları, ortaokul öğrencilerine bile haksızlık edecek kadar basit, seviye belirleme sınavlarının da altında kalacak kolaylıkta sorularla mühendislik unvanının dağıtılacağı görülmektedir. Ayrıca farklı mühendislik disiplinlerine yönelik ayrı sınav yapılmaması, tüm mühendisliklerin aynı “torba sınav” içinde değerlendirilmeye kalkılması da bilimsel açıdan itirazımızı haklı kılan diğer bir nedendir.

Bu duyuru, iktidara yakın gazeteler aracılığıyla konjonktürel olarak da “ideolojik bir çarpıtma” içerisinde 28 Şubat rövanşı olarak sunulmaktadır. Meslek liselerine yönelik üniversite sınavlarına giriş konusundaki kısıtlama ayrı bir konu olmakla birlikte; şimdi 28 Şubat mağduriyetinin giderilmesi olarak sunulan sınava olanak sağlayan düzenlemenin zaten 1992 yılından beri yürürlükte olduğunu hatırlatmak isteriz. Ancak “28 Şubat‘taki mağduriyeti önlemekten” kastedilen teknik yeterliliği ölçmeyecek basitlikte sorular yöneltilerek, neredeyse tüm teknik öğretmenlere haksız bir şekilde mühendislik unvanı dağıtmaksa; o zaman bilimsel olarak açıklanması mümkün olmayan, EMO‘nun da bilimsel anlamda karşı çıkma nedenini açık eden tam bir “rövanşist” uygulamadan söz etmek mümkündür.

Mevcut koşullarda 1992 yılından beri yürürlükte olan “Teknik Öğretmenler İçin Düzenlenecek Mühendislik Programlarının Uygulama Esas ve Usulleri Yönetmeliği” kapsamında Üniversitelerarası Kurul tarafından ilgili mühendislik fakültelerine hazırlatılan yeterlilik sınavından 100 üzerinden en az 50 alanların puanlarına göre kontenjan dahilinde 2 yarı dönemlik tamamlama mühendislik programına girmeleri öngörülmektedir. Ancak bu sınavları bugüne kadar kazanabilen aday sayısının yüzler basamağıyla sınırlı sayılarla ifade edilirken, bugün ortaokul seviyesinde sorularla 72 bin teknik öğretmene unvan dağıtılmaya kalkılmaktadır. Bu uygulama açıkça eğitimde eşitsizlik ve adaletsizliktir.

“Bedava unvan” dağıtımı uygulaması bilime ve mühendislere, hatta bırakın üniversiteye hazırlanan öğrencileri, SBS‘ye girmiş ortaokul öğrencilerine de büyük bir haksızlıktır. Bu haksızlığı teknik öğretmenlerin içine itildikleri işsizlik sorunuyla kabul edilebilir hale getirmek de mümkün değildir. Ülkemizde işsizlik çok ciddi bir sorundur. Bu sorunu yaratan, teknik eğitim fakültelerini kapatarak teknik öğretmenlerin istihdam alanlarını yok eden siyasal iktidar, teknik öğretmenler nezdinde yarattığı mağduriyeti yeni mağduriyetler yaratarak “sözde çözmeye” kalkmaktadır. Bunu mühendislerin kabul etmesini beklemek; bilimsel ve teknik olarak da, kamu yararı açısından da, çalışanların hakları açısından da akıl dışıdır.

Yine mevcut yönetmeliğe göre 2 yarı dönemi kapsayacak olan tamamlama eğitiminin teknik eğitim fakültelerinde verilmesi gerekmektedir. Ama iktidar ve YÖK bu fakülteleri kapattıklarını sanırız unutmuşlardır. Dolayısıyla ortada bu eğitimi verecek kurum dahi bulunmamaktadır.

Bugüne kadar üniversite mezunlarının “sınıf öğretmeni” olmasına ya da belli bir temel bilim alanında eğitim görmüş olanların kendi dallarında branş öğretmeni olmasına; tamamlayıcı olarak “pedagojik eğitim” görmeleri koşuluyla olanak tanınmıştır. Bu tür uygulamalar bile eleştirilmekle birlikte “öğretmen açığı” nedeniyle kamu nezdinde kabul görmüştür. Ancak ülkemizde mühendislik mesleğinde açık söz konusu değilken böylesi bir uygulamaya başvurulmaktadır. Üstelik işvereninden işadamına, bürokratından uzmanına kadar herkesin ülkenin kalkınması için mesleki eğitimin öneminden söz ettiği bir ortamda mesleki eğitimi yok etmekle kalmayıp, mühendislik mesleğinin de içini boşaltmaya dönük bir uygulama yürürlüğe konulmak istenmektedir. Kaldı ki en son 2009 yılında öğrenci alan teknik eğitim fakültelerinin taban puanları ile mühendislik fakültelerinin taban puanları karşılaştırılırsa da yapılan haksızlığın boyutu açıkça ortaya çıkmaktadır. Hem Elektrik Mühendisliği hem de Elektrik Öğretmenliği bölümleri olan Kocaeli Üniversitesi‘ne üniversite sınavı başarı sıralaması dikkate alınarak bakıldığında; 2009 yılında Elektrik Mühendisliği Bölümü‘ne 46 bin 900, Elektrik Öğretmenliği Bölümü‘ne ise 115 bininci sıradan öğrenci kaydı yapılmıştır. Görüldüğü gibi aynı üniversitenin mühendislik bölümüne, şimdi mühendislik unvanı verilmek istenen teknik öğretmenlerden 2.5 kat daha yukarıda bir başarı sırasıyla öğrenciler girebilmiştir.

Alınan mühendislik tamamlama sınavlarına ilişkin karar tamamen göstermelik olup, YÖK‘ün bu kararını yeni mağduriyetler yaratmadan derhal geri alması gerekmektedir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
43. DÖNEM YÖNETİM KURULU
12 Haziran 2013

Sokak Oyunları ve Çocuk Gelişimine Etkisi

Sevinç ATABAY – TED Ankara Koleji Genel Müdürü

Oyun, çocuğun dünya hakkındaki bilgisini geliştiren başlıca araçtır. Çocuğun en ciddi işidir, dili kullanma ve etkin bir anlatma aracıdır. Gerçek dünyayla, hayal dünyası arasındaki köprüsüdür, çocuğun öğrenme sürecine attığı ilk adımdır.

Bunların yanında oyun “zaman geçirmeye yarayan, belli kuralları olan, eğlenmek için yapılan faaliyet” olarak tanımlanıyor ve tüm dünya kültürlerinde özellikle de bizim kültürümüzde çocukların yaşamında önemli yeri olan bir etkinlik olarak görülüyor. Oyun için gereken istek, içten gelir ve dıştan konulmuş katı kurallardan arınmıştır. Oyunda önemli olan sonuç değil süreçtir.
Bilim ve sanat insanlarının önemli çalışma konuları arasında yer alan çocuk oyunları, çocuğun gelecek yaşantısında gerekli olacak her türlü bilgi ve beceriyi kazandırmada hazırlık niteliği taşıyor. Çocuklar arkadaşları ile oyun oynamaya başladığı zaman toplumsal ilişkileri de öğrenmeye başlıyor ve oyunlarla birlikte yüklendiği rolün üstesinden gelebilmek için sorumluluk duyguları artıyor. Çocuğun toplumu ve çevresindekileri tanımasına yardımcı oluyor.
Toplumun kültür zenginliğinin bir göstergesi olan sokak oyunları, kuşaklar arasında bağ kurarak kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasına olanak sağlar ve çocuklar, oyunun hem uygulayıcısı hem de aktarıcısı olurlar.
Hemen hemen tüm çocukların bildiği ”Aç Kapıyı Bezirgan Başı”, ”Birdirbir”, ”Körebe”, ”Kutu Kutu Pense”, ”Yağ Satarım Bal Satarım”, ”Yakan Top”, ”Uzun Eşek”, ”Topaç”, ”Köşe Kapmaca”, “Saklambaç”, “İp atlama” gibi oyunlar eskiden oynanan sokak oyunlarının başında geliyordu. Çocukların ders, yemek ve uyku saatleri dışında kalan tüm zaman dilimini kapsayabilen bu tür oyunlar, çocukların ruhsal, zihinsel ve bedensel güçlerinin gelişiminde büyük rol oynuyor. Sokak oyunlarının çocukların gelişiminde sağladığı fiziksel, psiko-motor, duygusal, sosyal ve zihinsel katkılar şöyle ifade edilebilir:
Fiziksel Gelişime Katkısı
Bir çocuğun normal olarak gelişebilmesi için düzenli olarak yaşına ve cinsiyetine uygun, bisiklet binme, koşma, atlama, sıçrama, tırmanma, sürünme gibi fiziksel birtakım etkinlikler içinde olması gerekir.
Psiko-Motor Gelişime Katkısı
Oyun oynayan çocuklar koşarak, atlayarak, tırmanarak, yakalayarak, sıçrayarak, sürünerek, sallanarak sürekli hareket ederler. Böylece, büyük ve küçük kas gruplarının gelişimlerini sağlayarak, ihtiyaçları olan ya da ileride ihtiyaçları olacak günlük yaşantıdaki becerileri kazanırlar.
Duygusal Gelişime Katkısı
Oyun ortamı çocuk gelişiminde duygusal açıdan çok önemli bir yere sahiptir. Oyun oynayan çocuk mutluluk, sevinç, acıma, korku, kaygı, dostluk, sevgi, güven duyma, bağımsızlık vb. duygularını rahatça ifade edebilecek doğal bir ortam bulur.
Sosyal Gelişime Etkileri
Çocuğun sosyal yönden gelişmesi onun birlikte bulunduğu toplum üyeleriyle uyumlu yaşayabilmesi, çevresindeki zorluk ve güçlüklere karşı duyarlılık geliştirebilmesi gibi ölçütlere bağlıdır. Özellikle grup halinde oynanan oyunlar tüm bu davranışları kazanabileceği bir ortam hazırlar. Bu yüzden oyun çocuğun gelişiminde önemli bir rol oynar.
Örnek verecek olursak şunları sıralayabiliriz:
• Çocuk oyunda üstlendiği ana-baba, kız-erkek çocuk gibi rollerle cinsel kimliğini kazanabilir. Aile içindeki rolleri üstlenerek ve yaşayarak görevleri, sorumlulukları, davranış biçimlerini ve kişiliklerini öğrenebilir kendine uygun gördüklerini tekrarlayarak, pekiştirebilir.
• Oyun, çocuğun kendine güven, kendini denetleme, çabuk karar verme, işbirliği yapma, doğruluk ve disiplin gibi kişisel ve toplumsal alışkanlıklar kazanmasında en etkili bir yöntemdir.
• Çocuk oyunda çeşitli meslek gruplarının rolleri üstlenerek, o rolün gerekli kurallarını öğrenebilir.
• Çocuklar oyun oynarken, diğer insanlarla iletişim kurmayı, gözlem, işbirliği yapmayı ve yardımlaşma duygularını geliştirebilir.
• Çocuklar oyun yoluyla, teşekkür etme, günaydın, iyi geceler gibi sözel olan veya sırasını bekleme, konuşan birisini dinleme, trafik kurallarına uyma, telefonla konuşma gibi sözel olmayan sosyal kuralları öğrenirler.
• Çocuk oyun yoluyla, doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin, haklı-haksız gibi ahlaki kavramları öğrenebilir. Ayrıca, başkalarına saygı gösterme, başkalarının ve kendi hakkını koruma, verilen görevleri üstlenme, kendilerine ve başkalarına güven duyma, herhangi bir konuda karar verip uygulayabilme ve işbirliği sağlayabilme gibi toplumsal kuralları da öğrenebilir.
• Çocuklar oyunlar yoluyla, bir gruba ait olmayı, o grubun bir parçası olmayı, grup içerisinde sorumluluk alarak iş yapmayı, grup üyeleri ile birlikte işbirliği yapmayı da öğrenebilir.
Zihinsel Gelişime Etkisi
Oyun çocuğun, fiziksel, psikomotor, sosyal ve duygusal gelişimini etkilediği gibi aynı zamanda zihinsel gelişimini de etkiliyor. Çünkü oyun, çocuğa çevresini araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme imkanı sağlıyor. Çocuk bu yolla büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekan, uzaklık, uzay gibi pek çok kavramı ve eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri de öğrenebilir.
Dil Gelişimine Etkileri
Çocuk oyunlarının birçoğu dilin kullanımını gerektirir ve çocukların dil gelişimlerini destekleyici niteliktedir. Oyun sırasında çocuk hem kendisini ifade etmek hem de karşısındakini anlamak zorunda. Çocuk oyunda dili, sözlü olarak ifade edilenleri anlama, yeni sözcükler kazanma, olaylarda çeşitli zaman (fiil) çekimleri kullanma, soru sormak ve cevap vermek, zihinsel değerlendirme, komut vermek, sıralama, hayali durumları ifade edebilme, duygu ve düşüncelerini anlatma gibi amaçlar için kullanır.
Geçmişten günümüze neler değişti?
Eskiden çocuklar sabahtan akşama kadar sokaklarda oyun oynardı. Koşar, zıplar, atlar ve arkadaşlarıyla vakit geçirmenin tadını çıkarırlardı. Günümüzde ise çocuklar bu şekilde oynama fırsatını ya çok az bulabiliyor ya da hiç bulamıyorlar. Peki bunun nedeni ne olabilir? Geçmişten günümüze neler değişti?
Günümüzde, çocuk oyunlarına duyulan ilgi azaldı. Kentleşme arttığı için oyun alanları azaldı, oyun parkları yerine iş yerleri yapıldı. Çocuklar için ayrılan alanlar ise çok kısıtlı ve bakımsız olduğundan oyun oynayacak yer bulamayan çocuklar evlerinde oynamaya başladılar. Bununla birlikte, bilim ve teknolojideki gelişmeler çocuk oyunlarını da etkiledi. Mahalle aralarında, kapı önlerinde heyecanla oyun oynayan çocukların sesleri duyulmaz olmuş, çocuklarımızın oyunları ve oyuncakları değişti, tek başına oynadıkları sanal oyunlara bağımlı hale geldiler. Çocuklar, okul dışındaki vakitlerini sosyalleşmesine katkı sağlayacak kültürel faaliyetler yerine duygusal paylaşımın ve karşılıklı iletişimin olmadığı, galibiyetin sevincini, yenilginin üzüntüsünü paylaşamadığı sanal bir dünyaya bağımlı oldu.
Sokağın yerini bilgisayar aldı
Sokaklarda oynanan çocuk oyunlarının yerini ise bilgisayar oyunları aldı. Hiçbir sıcaklığı olmayan bu oyunlar ise çocukları saldırgan, beceriksiz, fiziksel olarak yalnız ve sosyalleşmekten uzak bir hale getiriyor.
Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılabileceği gibi sokak oyunları, çocukların birbirlerinden etkilenerek ve öğrenerek, hem kendilerini hem de diğer arkadaşlarını fiziksel, sosyal ve duygusal olarak geliştirdikleri etkinlikler olarak görülebilir.
Dijital dünyanın ve bilgisayar oyunlarının bu konudaki eksikliklerini gören kurumumuz sağlıklı kuşaklar yetiştirme misyonu gereği TED Okullarında “yeniden sokak oyunları” adı altında bir çalışma başlattı. İlk deneme çalışmalarına TED Ankara Koleji İlköğretim Okulu I. Kademede başlanmış bulunuluyor. Tüm okul bir oyun alanına çevrilerek, koridor ve bahçelere geçmiş zaman oyunları taşındı. Seksek, top taşıma, mendil kapmaca gibi oyunların öğrenciler tarafından oynanmasına başlandı.
”Önce çocuğun duyu organları eğitilmelidir. Bu da ancak oyunla olur”
J.J. Rousseau
“Oynamayan Tay At Olmaz”
Türk Atasözü