Category Archives: Enerji

Japonlar elektrik satacak

Son Dakika haberleri, Tnthaber, Haber sitesi

Japon Itochu, Türkiye’deki nükleer enerji projesinde elektrik satacak

Nikkei gazetesinin Pazar günkü sayısında yer alan bir haberde Japon şirketi Itochu Corp.’un Türkiye’de inşaa edilmesi planlanan nükleer enerji santralinde elektirik satışına katılacağı ifade… – http://www.tnthaber.net/japonlar-elektrik-satacak/

View original post

35 milyon sayaç değişecek

Son Dakika haberleri, Tnthaber, Haber sitesi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin 2023 vizyonu kapsamında, 35 milyon elektrik sayacının akıllı sayaçlarla değişimini hedeflediklerini söyledi.
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, bakanlığın evsahipliğinde düzenlenen, Uluslararası İstanbul… – http://www.tnthaber.net/35-milyon-sayac-degisecek/

View original post

ENERJİ TASARRUFU “ENERJİ HANIM” VASITASIYLA KADINLARIN ÜSTÜNE YIKILAMAZ !

Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Enerji Verimliliği Derneği (ENVER) işbirliğiyle gerçekleştirilen “Enerji Hanım” projesi, evlerdeki enerji tüketiminden “tasarruf” ederek ülke ekonomisine katkıda bulunma iddiası ile halka sunuldu. Ancak proje, gerek enerji politikaları açısından, gerekse kadını ev işlerine hapsetme niyeti taşıyan cinsiyetçi iş bölümünü desteklemesi açısından düşündürücü bir çalışmadır. Ayrıca, ortada büyük bir bilimsel ve toplumsal aldatmaca olduğu da aşikârdır.
Projenin resmi sitesindeki tanıtım yazısında “Enerji ve su kaynaklarının tüketiminde rol oynayan en önemli tüketici gruplarından biri ailedir.” bilgisi verilmektedir. Bu, aldatmacanın henüz başlangıcıdır. TEDAŞ’ın verilerine göre, Mesken, Sanayi, Ticaret ve Tarımsal Sulama şeklinde adlandırılan 4 abone tipi arasında mesken aboneleri, toplam elektrik tüketiminin sadece %24’ünü oluşturmaktadır. Devlet, sanayi tüketiminin %46 ve ticaretin %16’lık dilimleri için ise herhangi bir tasarruf tedbiri alma gereği duymamıştır.
Yine projenin tanıtımında, hükümetin önerdiği tasarruf önlemlerini uygulayan her ailenin yılda “1 çeyrek altın” kazanabileceği dile getirilmiştir. Enerji tasarrufu, salt aile bütçesi için gözetilecek bir konu olarak nitelendirilmiş, “yüzeysel” şekilde ele alınmıştır. Enerji kaynaklarının tüm insanlığın ortak malı olduğu, kaynakları boşa tüketmenin uzun vadedeki sakıncaları anlatılmamıştır.
Devlet, bu proje ile evlerdeki yıllık enerji tüketiminin 4’te biri oranında azalmasını amaçladığını belirtmiştir. Yani yıllık toplam elektrik tüketimimizin 16’da biri (yaklaşık %6’sı) amaçlanmaktadır. Kalan % 94’lük tüketimden tasarruf etmek dururken, iki bakanlık ve bir sivil toplum kuruluşunun kaynakları küçük bir kazanç için seferber edilmiştir. Kendi kaynaklarını dahi verimli kullanamayan bir devletin, enerji tasarrufu konusunda ikna edici olması söz konusu değildir.
Plansız şehirleşme ve belediyelerin rant amacıyla gereğinden sık aydınlatma direkleri dikmesi sonucu yollarımız gereğinden fazla aydınlatılmaktadır. Bunun yanı sıra, geç vakitlere kadar açık olan alışveriş merkezlerinin aydınlatmaları göz yoracak boyuttadır. Günlük yaşantımızda iç içe olduğumuz bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Meskenlerde tasarrufa bu denli önem veren devletin, şehir plancılığında ve kendi kurumlarının çatısı altında aynı özeni neden göstermediği de ayrıca sorgulanmalıdır.
Devlet, 2012 yılında beyaz eşya üreticilerinin “A/A+/A++/A+++” sınıfı ürünlerini pazarlamaya yönelik enerji verimliliği kampanyalarına destek vermiştir. Şimdi de halkın beyaz eşya tüketimini kamçılamaya yönelik bir kampanya yapmaktadır, hem de halkın vergileriyle. Bu sırada beyaz eşyaların üretilmesi için günden güne daha çok elektrik tüketileceği gerçeği de halktan gizlenmektedir.
Hedef kitlesi kadınlar olan bu projenin 10 kişilik danışma kurulunda sadece 1 kadın üye bulunması da devletin samimiyetsizliğinin en açık göstergesidir.
Yapılan bu çalışma, erkek egemen devletin kadını sadece “ev içi iş gücü” olarak tanımlayan anlayışına en güzel örnektir. Kadından ev ve ülke ekonomisine “üretmek” yerine “az tüketerek” katkı koyması beklenmektedir. Oysa kadın emeğiyle, bilgisiyle ve üretimiyle de toplum yaşamında var olabilir. Kadını etken rol oynayan bir birey olmaktan alıkoyup, edilgen kılmaya çalışan bu bakış açısına boyun eğilmemelidir!
Projenin bir diğer öğüdü olarak, enerji verimliliği konusundaki bilgilerin gelecek kuşaklara aktarılması istenmiştir. Açıkça ortadadır ki, çocukların eğitiminden de kadınlar sorumlu tutulmaktadır. Devlet, görevi olduğu halde eğitemediği çocukları “anne”nin eğitmesini beklerken, yine kendi yükümlülüğünü kadına yıkmaya çalışmaktadır.
Projede önerilen bina yalıtımı, pencerelerde çift cam uygulaması ve radyatörlerde termostatik vana kullanımı gibi önlemler, devlet tarafından kolayca yasal zemine oturtulabilecekken, bunları talep etmek görevi de yine kadınlara dayatılmaktadır.
Kadınlara evlerinde hangi özelliklere sahip beyaz eşyaları kullanmaları gerektiğini en ince ayrıntısına kadar söyleyen devlet, ailelerin hâlihazırda kullanmakta oldukları eşyaları değiştirip değiştiremeyeceklerini hesaba katmamakta, halkın günden güne eriyen alım gücünü düşünmemektedir.
Milyonlarca insanın açlık sınırı altında yaşadığı ülkemizde, kadınlara “Buzdolabının içini mümkün olduğu kadar dolu ve düzgün yerleşmiş tutun” demek, adeta halkla alay etmektedir. Projenin dilini oluştururken bile burjuva alışkanlıklarından vaz geçemeyen devlet, halkını “tebaa” olarak gördüğünü bir kere daha ortaya koymuştur.
Projenin tanıtım filmlerinde erkekler evde koltuklarına kurulup televizyonlarını seyretmekten başka hiçbir “görev ve sorumluluk” yüklenmemektedirler. Oysa bugün ülkemizde çoğunlukla erkeklerin tüketim alanına giren teknoloji, otomobil gibi sektörlerde gözlemleyebileceğimiz enerji tüketimi had safhadadır. Yine de görmekteyiz ki, –devlete göre- erkeklerin tasarruf tedbirlerine uygun yaşamak gibi bir yükümlülükleri (nedense) yoktur. Hatta onlar daha fazla ve fütursuzca tüketebilsin diye kadınlar tasarruf etmelidir.
Erkek egemen devlet şunları açıkça bilmelidir ki:
• Kadınlar, ev işlerinin tek ve yegâne sorumlusu değildir. Evin ortak ihtiyaçları aile bireylerinin ortak emeği sonucunda karşılanmalıdır.
• Enerji tasarrufu, tüm bireylerin ortak bilince ulaşması ile yürütülecek toplumsal bir sorumluluktur.
• Devlet, kadını eve hapsetme düşüncesinden vazgeçmeli ve onu kendi kaderini tayin edebilecek bir birey olarak görmeye başlamalıdır.
• Halkın alım gücü beyaz eşya patronlarına peşkeş çekilemez.
• Kadınlar bu adaletsizliğe dur demek için kampanyanın takipçisi olacaktır.
FİŞİ ÇEKMEYE HERKESİN ZEKASI YETER…
Emel AKPINAR Elektrik ve Elektronik MühendisiEMO Ankara Şubesi Kadın Komisyonu Üyesiemel_akpinar@yahoo.com
TMMOB EMO ANKARA ŞUBESİ HABER BÜLTENİ 2013/1

ÜRETİM LİSANSI VERİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK

4 Mayıs 2013 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 28637

YÖNETMELİK

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:

ELEKTRİK PİYASASINDA İNŞAATINA BAŞLANMIŞ OLAN

TESİSLERE YENİ ÜRETİM LİSANSI VERİLMESİ

HAKKINDA YÖNETMELİK

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce geçerli bir üretim lisansına dayalı olarak santral inşaatına başlamış ancak üretim lisansı herhangi bir sebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisans sahiplerine, Kurum tarafından yeni üretim lisansı verilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını,

b) Başkan: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanını,

c) Kanun: 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununu,

ç) Kurul: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunu,

d) Kurum: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu,

e) Lisans: Tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için 6446 sayılı Kanun uyarınca verilen izni,

ifade eder.

(2) Bu Yönetmelikte geçen diğer ifade ve kısaltmalar ilgili mevzuattaki anlam ve kapsama sahiptir.

Başvurunun alınması ve sonuçlandırılması

MADDE 4 – (1) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce geçerli bir üretim lisansına dayalı olarak santral inşaatına başlamış ancak üretim lisansı herhangi bir sebeple iptal edilmiş veya durdurulmuş olan lisans sahiplerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde Kuruma başvurması, Bakanlıkça üretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktaya geldiğinin tespit edilmesi ile kamu yararı görülmesi şartıyla, ilgili tüzel kişilere Kurum tarafından yeni üretim lisansı verilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında Kuruma üretim lisansı başvurusunun yapılmasını takiben, 5 iş günü içerisinde Kurum, Bakanlığa başvuruda bulunarak, santral inşaatının geri dönülemez bir aşamaya gelip gelmediğinin ve tesisin faaliyete geçmesinde kamu yararı olup olmadığının tespit edilmesini talep eder. Bakanlık santral inşaatının geri dönülemez bir aşamaya gelip gelmediğini ve tesisin faaliyete geçmesinde kamu yararı olup olmadığını tespit ederek, konu hakkındaki görüşünü Bakanlığa yapılan başvuruyu takip eden 30 gün içinde Kuruma bildirir.

(3) Bakanlık tarafından ikinci fıkra kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuruya konu üretim tesisi yatırımının geri dönülemez bir noktaya geldiği ile kamu yararı bulunduğunun yazılı olarak Kuruma bildirilmesi halinde, Kurum tarafından, ilgili tüzel kişiye ait mevcut üretim lisans başvuru dosyasındaki bilgi ve belgelerin Lisans Başvurusunda Sunulması Gereken Bilgi ve Belgeler Listesi esas alınarak güncelletilmek suretiyle, ilgili lisans başvurusu, söz konusu bilgi ve belgelerin güncellenmesinin tamamlanma tarihinden itibaren 10 iş günü içerisinde sonuçlandırılır ve başvuru sahibine yeni üretim lisansı verilir.

(4) Üçüncü fıkra kapsamında verilen üretim lisansına, tesis tamamlanma tarihlerinin belirlenmesinde referans alınacak sürelere ilişkin Kurul kararı çerçevesinde, inşaat dönemine ilişkin olarak verilebilecek süre, “İnşaat süresi” olarak derç edilir.

(5) Bu Yönetmelik kapsamına giren üretim lisanslarından, haklarında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olan lisans sahibi tüzel kişilere, üçüncü fıkra kapsamında üretim lisansı verilirken, eşzamanlı olarak mevcut üretim lisansları sona erdirilir.

Diğer izin ve onaylar

MADDE 5 – (1) 4 üncü madde çerçevesinde üretim lisansı verilen tüzel kişi, belgelerin tamamlanmamış olması halinde, üretim tesisi yatırımına başlanması için mevzuattan kaynaklanan izin, onay, ruhsat ve benzeri belgeleri, lisans alma tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tamamlayarak Kuruma sunmakla yükümlüdür. Bu süre içerisinde, ilgili tüzel kişi, üretim lisansı ile ilgili tüm faaliyetlerine devam eder. Bu süre içerisinde de gerekli izin, onay, ruhsat ve benzeri belgelerin tamamlanamaması halinde, ilgili tüzel kişinin faaliyetleri, söz konusu izin, onay, ruhsat ve benzeri belgeler tamamlanıncaya kadar durdurulur. Bu husus, ilgili tüzel kişiye verilecek üretim lisansına dercedilir.

(2) Kanunun geçici 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde belirtilen iznin alınmasının gerekmesi halinde, ilgili tüzel kişi tarafından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına, Kanunda belirtilen süre içinde başvuru yapılması zorunludur.

Kapsam dışı üretim tesisleri

MADDE 6 – (1) Bu Yönetmelik hidroelektrik üretim tesisleri için uygulanmaz.

Esas sözleşmede gerekli değişikliklerin yapılması

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 4 üncü madde çerçevesinde üretim lisansı verilen tüzel kişilerin, üretim lisansı verilme tarihinden itibaren iki yıl içerisinde;

a) Esas sözleşmelerini ilgili mevzuata uygun hale getirmeleri,

b) Asgari sermaye şartını sağlamaları,

zorunludur.

(2) Bu madde kapsamında üretim lisansı verilen tüzel kişinin, birinci fıkrada belirtilen iki yıllık süre içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, ilgili tüzel kişinin faaliyetleri, söz konusu yükümlülükler tamamlanıncaya kadar durdurulur.

Yürürlük

MADDE 7 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 8 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Başkan yürütür.

ICCI 2013

Japonya Bülteni-日本掲示板

Geçen hafta 24-26 Nisan arasında ICCI 2013 fuarına katıldım.

Beraberimdeki şirket, IMV Corporation, daha önce yurt dışında benzer fuarlara katılmış. ICCI 2013’ü diğer deneyimleri ışığı altında değerlendirdiler. Ben onlarca fuar gezdim ama ilk defa ziyaretçi değil katılımcıydım.

Fuardaki tek bağımsız Japon standı bizimki idi. Japonya’yı da temsil etmiş olduk.

Pürüzsüz bir organizasyon

IMV, değişik fuar deneyimleri arasında ilk defa cihazların teslimi, standların kurulması, ihtiyaçların temini gibi konularda  “sorunsuz” bir fuar yaşadığını ifade etti.

Açılıştan bir gün önce, 23 Nisan sabahını standı kurmaya ayırmıştık. Erkenden gittik. En azından yarım gün alır, küçük-büyük bir sürü prüz çıkar diye bekliyorduk.

Çıkmadı. Biz geldik dedik, 5 dakika sonra fuarda sergilenecek aletler teslim edildi. Standın içine yerleştirilecek mobilyalar zaten konmuştu. Elektrik istemeyi unutmuşuz ama görevlilere söyleyince halledildi. Aç kapa yerleştir 3 saat içinde işimiz bitmişti.

Fuarın diğer kısımlarında ve özellikle büyük standlarda hummalı bir çalışma vardı. Hatta bazılarına bakıp, nasıl bir gün sonraki açılışa yetiştirecekler…

View original post 558 kelime daha

Güneş ‘Online’ Doğacak

Hızla büyüyen ancak geçtiğimiz yıl yüksek maliyetler yüzünden zora giren Çinli güneş paneli üreticileri çözümü internette buldu. Dünyanın en büyük panel üreticilerinden Yingli Solar’ın CEO’su internet platformları üzerinden satış yapmaya başlayabileceklerini açıkladı.
2008–2012 yılları arasında Çin’deki panel üretimi 10’a katlarken, 2012 yılı güneş paneli üreticileri açısından pek de memnun edici geçmedi. Talep beklenen boyutta artış göstermezken, yüksek işletim maliyetleri firmaları zora soktu. Öte yandan, ABD Ticaret Bakanlığı’nın Çin malı güneş panellerine antidamping soruşturması açmasının ardından, Avrupa Birliği de Çinli üreticiler hakkında Avrupa pazarında yasadışı şekilde fiyat kırdıkları gerekçesiyle soruşturma başlattı. Bir zamanlar Çin’in en büyük güneş enerjisi firması olan Suntech, 15 Mart’ta iflas başvurusunda bulundu. Bu sıcak gelişmeleri, dünyanın en büyük fotovoltaik (PV) üreticilerinden Yingli Solar’ın Başkanı Liansheng Miao’ya sorduk. Miao, krizi fırsata çevirmenin yollarını aradıklarını, bir düşüncelerinin de internet platformları üzerinden satışa başlamak olduğunu söyledi. Yingli Solar’ın bu planı gerçekleşirse, internet sitesinden güneş paneli sipariş edip, evde kurmak mümkün olacak.
Çin’in Baoding şehrinde bir araya geldiğimiz Miao, “Güneş panelleri daha çok bir tüketici ürününe dönüşecek. Dünyanın her yerinde kullanılıyor. Amazon veya Alibaba ile işbirliği yapabiliriz. İki yıl içinde kurumsal müşteriler veya santralların yanı sıra, herkesin kendi çatısında, bahçesinde kurabileceğini düşünüyorum” diye konuştu. Lisanssız Elektrik Üreticileri Derneği’nin (Lİ-DER) verilerine göre, Türkiye’de bugüne kadar güneş enerjisiyle lisanssız elektrik üretmek için toplam 70 megavat kurulu gücünde yaklaşık 300 başvuru onay aldı. Ancak Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, internetten güneş paneli alarak, çatıda kurmanın şu anda Türkiye’de uygulanabilir olmadığını savunuyor.
Kıroğlu, Türkiye’de lisanslı veya lisanssız elektrik üretim tesisi kurmak istenildiğinde, Enerji Bakanlığı’ndan alınması gereken bir proje onay süreci olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: “Onay için dev bir klasör elektrik projenizi birilerine hazırlatmanız lazım. Bu dosyaları almak için talep edilen rakamlar çok yüksek. 20 bin Euro’ya kadar çıkabiliyor. Güneşte 10’u aşkın kamu kuruluşundan belge almak gerekiyor. Bakanlık şimdi yönetmelikleri yenileyerek, bu sorunu çözmeye çalışıyor. Bu yapıldığında ev pazarı büyüyecek. Onay alan 300 başvuru içerisinde ev kullanıcıları çok düşük. Kurumlar, ticari işletmeler, belediyeler var. Bunlar çözümlendiğinde dünyanın iki yılda yaptığını, Türkiye üçüncü yılda yapar.”
* Üretimlerinin yüzde 60’ının Avrupa, yüzde 12’sinin ABD’ye yönelik olduğunu kaydeden Miao, “Anti damping uygulamalarına karşı Çin dışında üretime başlamayı düşünüyoruz. ABD’ye yakın olması açısından Meksika, Avrupa pazarı için de Doğu Avrupa öne çıkıyor. Yılda 600 megavatlık satış yapabilecek kapasite yatırımı önemli. Çin’in dışına çıkmak maliyetlerimizi yüzde 20 oranında artırabilir. O nedenle duygusal bir karar olmayacak” diye konuştu.
* Geçtiğimiz yıl İstanbul’da ofis açarak Türkiye’ye giren Yingli Solar, Türkiye’deki projeler için düğmeye bastı. 16 bin çalışanı bulunan dev şirketin Başkanı Miao, Türkiye’nin kendileri için önemli bir pazar olduğunu vurgulayarak, özellikle havaalanı ve üniversitelerle görüştüklerini anlattı. Çinli şirketin Türkiye’deki en önemli projelerinden biri de Özyeğin Üniversitesi’nin Çekmeköy Kampusu’ndaki güneş panelleri. Kampustaki elektrik ihtiyacını karşılayacak güneş enerjisi panellerini bu yıl tamamlayacaklarını kaydeden Yingli Solar Türkiye Genel Müdürü Uğur Kılıç, “Şu anda havaalanları, üniversiteler ve turizm tesislerindeki projeler için bir çalışma başlattık” dedi.
* SUNTECH örneğinin bir şirket krizi olduğunu, dile getiren Miao, “Panel üreticileri ikinci etaba hazırlanıyor. Bir anda çok hızlı büyüme yaşandı. Şimdi şirketler satın alma, birleşmeler yoluyla daha olgun bir piyasaya doğru ilerliyor. Suntech veya diğer şirketlere olanlar nedeniyle güneş paneli sektörüne yönelik bir güven kaybı yok. Biz risklere karşı hazırlıklıyız” diye konuştu.
* Uğur Kılıç, özellikle turizmde güneşten elektrik üretiminin gelecekte öne çıkacağını belirterek, Yingli Solar’a ait Power Valley Jianjiand International Hotel’i örnek gösteriyor. Dış yüzeyinde 4 bin 500 metrekarelik alanda güneş panelleri kullanılan oteldeki projenin büyüklüğü 1.5 megavat büyüklüğünde ve tüm aydınlatma sistemi güneş enerjisiyle karşılanıyor.

Merve Erdil 5 Nisan 2013

Türkiye Verimlilikte Lider Olmalı

Koç Üniversitesi tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Enerji Verimliliği Haritası ve Hedefler”başlıklı raporda, akılcı politikalar ve teknolojik yeniliklerin değerlendirilmesiyle enerji verimliliğinde 2013-2023 döneminde en az yüzde 20’lik bir artışı elde etmenin mümkün olduğu belirtildi.
Koç Üniversitesi Tüpraş Enerji Merkezi (KÜTEM) bünyesinde Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Metin Türkay ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Şuhnaz Yılmaz Özbağcı ile Yrd. Doç. Dr Belgin Şan Akca tarafından hazırlanan raporda Türkiye’nin 2011 yılında 54 milyar dolarlık enerji ithalatı yaptığı ve bu rakamın cari açığın yaklaşık yüzde 69’una denk geldiği belirtildi.
Raporda, Türkiye’nin enerji alanında dışa bağımlılığını azaltması ve enerji konusundaki gelişmeleri “takip eden” ülke konumundan çıkıp, özellikle gelişmekte olan büyük ekonomiler içinde “lider” ve “belirleyici” ülke pozisyonuna gelmesi gerektiği aktarıldı.
Türkiye’nin enerji verimliliği konusunda OECD ülkelerinin biraz gerisinde kaldığı vurgulanan raporda, şunlar ifade edildi: “Ancak gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin enerji verimlilikleri farklı sonuçlar doğurduğundan Türkiye’nin BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ve MIST (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye) ülkeleriyle de karşılaştırılması gerekmektedir. Bu karşılaştırma yapıldığında görülmektedir ki, Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında başarılı bir konumdadır. Bu bağlamda amaç gelişmekte ülkelere enerji verimliliği konusunda liderlik yapmak ve enerji verimliliği performansını OECD ülkeleri seviyesine çekmek olmalıdır.”
Raporda yer alan bilgilere göre, akılcı politikalar ve teknolojik yeniliklerin değerlendirilmesiyle enerji verimliliğinde 2013-2023 döneminde en az yüzde 20’lik bir artış elde etmek mümkün.
Yapılan analiz ve eniyileme çalışmalarıyla binalarda verimlilik uygulamalarıyla yıllık enerji tüketiminde yüzde 20-60 arası tasarruf edilebileceği, sanayide enerji yönetim sistemlerinin kullanılmasıyla birlikte yüzde 10-40 arası verimlilik artışının elde edilebileceği, ulaşımda elektrikli araçların içten yanmalı motorlarla çalışan araçlara kıyasla kat edilen aynı mesafe için yüzde 70 maliyet avantajı ve yüzde 65 karbondioksit azalımı sağladığı, elektrik üretim ve dağıtımında ise kompanzasyon, SCADA sistemlerinin kurulması ve dağıtımda akıllı şebeke uygulamalarıyla da yüzde 16-28 arası bir iyileştirme sağlanabileceği hesaplandı.
Raporda, “Enerji verimliliğinde öngörülen hedeflere ulaşılması ancak gelecek odaklı, bütünsel, gerçekçi hedef ve ölçüm mekanizmaları olan, uygulanabilir, yerel kaynak, insan gücü, bilimsel araştırma ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik, küresel fırsat ve işbirliklerine açık, kamu liderliğinde tüm paydaşların aktif katılımıyla şekillenen, tutarlı ve kararlılıkla uygulanan bir Ulusal Enerji Stratejisi oluşturulması ile sağlanabilir” denildi.

Enver Dergisi 5 Mart 2013

Evde Elektrik Üretip, Satın!

“Akıllı Ev Projesi”nin yöneticisi ve YTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Kocatepe, projede 8 öğretim üyesi ve 6 araştırma görevlisinin yer aldığını belirtti.
Kocatepe, evdeki her prizin “akıllı” olduğunu ve harcadığı enerjinin görülebildiğini ve internet aracılığıyla açılıp kapanabildiğini anlattı.
Yazılımların proje ekibince gerçekleştirildiğini ifade eden Kocatepe sözlerini şöyle sürdürdü: “Projemizde güneş enerjisi kullanıyor ve rüzgar türbini sayesinde enerji elde ediyoruz. Yenilenebilir enerji araçlarını kullanıyor bu sistem yani çevre dostu. Artı burada elde ettiğimiz elektrik enerjisi sayesinde elektrikli araçları da şarj edebiliyoruz. Sistem aynı zamanda enerji üretimi yapabiliyor. Elektriğin ucuz olduğu saatlerde elektriği depolayıp, pahalı olduğu saatlerde bu depoladığını kullanabiliyor. Ekonomik olarak hangi cihazın ne zaman çalışacağını, birim fiyatının hangi saatlerde ucuz olduğunu algılayıp sizi yönlendirebiliyor. Onu tamamen kendisi yapıyor. Sistem rüzgar ve güneşten aldığı enerjiyi dışarıya da verebiliyor. Yani kendi kullanmasının yanı sıra şebekeye de satabiliyor. Dolayısıyla bir ev dışardan hiç elektrik enerjisi satın almadan kendi enerjisiyle bu evdeki bütün cihazları çalıştırabilir ve sistemi devam ettirebilir. Rüzgar ve güneşin olmadığı zamanlarda da bataryalar sayesinde depolanan elektrik kullanılıyor.”
Projenin yürütücüsü Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Uzunoğlu ise “Akıllı Ev”in çalışma sistemini, uygulamalı gösterdi.
Uzunoğlu, projenin “çift yönlü şebekeye sahip olması”nın önemini vurgulayarak, burada üretilen elektriğin fazlasını satmanın da mümkün olduğunu söyledi.
Elektrik depolama ünitesi sayesinde sistemin 365 gün çalıştığını belirten Uzunoğlu “Akıllı Ev”in 8-10 yılda kendisini amorti edebileceğini anlattı.
Evdeki bütün akıllı cihazların internet aracılığıyla çalıştırılabildiğine ve kontrol edilebildiğine değinen Uzunoğlu, şöyle devam etti: “Mesela evde ütüyü açık unuttunuz mu, unutmadınız mı, aklınıza takıldıysa iş yerinizden sisteme girerek ütüyü aç-kapa yapabiliyorsunuz. Her bir prizi açıp kapatabiliyorsunuz. Mesela sabah çamaşır makinenize çamaşırları attınız işe gittiniz. Dönerken yolda ‘Ben eve gidene kadar yıkansın’ diyerek makinenizi açabilirsiniz. Buradaki prizleri tamamen hazır aldık ancak bunları geliştireceğiz. Burası bizim için bir alt yapı oluşturuyor. Bundan sonra işbirliği halinde akıllı beyaz eşya konseptini de hayata geçireceğiz. Mesela güneş daha fazlayken buzdolabı daha fazla soğutacak. Evin aydınlatma sistemini “akşam”, “gündüz”, “rahatlatıcı” gibi farklı modlarda. Kurduğumuz kumanda sistemiyle ışıkları kapatıp açabiliyor, farklı modlara geçebiliyor, ışığı kısıp yükseltebiliyoruz. Kışın evinize gelmeden soğuk bir evle karşılaşmak istemiyorsanız eve gelmeden önce istenilen sıcaklık seviyesini ayarlayabiliyorsunuz”
Haberturk 22 Mart 2013

KENDİ ELEKTRİĞİNİ KENDİN ÜRET

Lisansız elektrik üretiminin önündeki engeller kalktı.
Artık isteyen herkes kendi elektriğini rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve su gibi kaynaklardan üretip fazlasını satabiliyor.
Örnek uygulamalardan biri İzmir’de hayata geçirildi.
İzmir’in Menderes İlçesi’ne bağlı Gümüldür Beldesi’nde yer alan Devlet Su İşleri Eğitim ve Dinlenme Tesisleri elektriğini, rüzgar ve güneş enerjisininden kendisi üretiyor.
Rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik akülerde toplanıyor, gerektiğinde buradan devreye giriyor.
Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi hayata geçiyor
Yenilenebilir Enerji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Numan Sabit Çetin;
“Lisanssız herkes, şahıs da olabilir, kurumsal kimlik olabilir, kendi tüketmiş olduğu elektrik enerjisini rahatlıkla güneş, rüzgar, biyokütle, jeotermal gibi hangi yenilenebilir enerji kaynağı varsa bu kaynaktan veya bu kaynakların birlikte olduğu hibrit bir sistemden karşılayabilir” diye konuştu.
Siteler, tesisler, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, hatta müstakil evler bile bu uygulamadan yararlanabiliyor.
Üretilen enerji fazlaysa şebekeye satılıp gelir elde edilebiliyor.
Teknoloji yerli olursa teşvik primi de var.
Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli Almanya’nın 7 katı.
Çetin; “Türkiye’nin 280-300 milyar kilovat saat elektrik enerjisini rüzgardan karşılayabileceğini ama bununbelki 30 – 40 yıl sonra gerçekleşebileceğini” söyledi.
Kendi konutu için elektrik üretmek isteyenlerin elektrik dağıtım şirketlerine müracaat etmesi gerekiyor.

Konya Enerji Üssü Olacak

Konya’nın yenilenebilir enerji kaynakları açısından oldukça zengin bir birikime sahip olduğunu belirten Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, “Konya, yakın zamanda bir enerji üssü olacak” diye konuştu.
Başta petrol ve petrol ürünleri olmak üzere kullanılan mevcut enerji kaynaklarında Türkiye’nin büyük ölçüde dışarıya bağımlı olması, Türkiye’nin cari açığını da artırıyor. Böyle bir dönemde yenilenebilir enerji kaynakları açısından Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olan Konya’nın önemi bir kat daha arttı. Kayagazı, güneş enerjisinden elektrik üretimi, Karapınar bölgesinde bulunan kömür kaynakları gibi pek çok kaynak, önümüzdeki yıllarda Konya’nın Türkiye’nin önemli bir enerji merkezi haline geleceğinin sinyallerini veriyor.
Maden aramaları verimli bir şekilde yapıldığında sadece enerji değil, başta altın olmak üzere pek çok maden rezervine de ulaşılabiliyor. Seydişehir’in İnsuyu Beldesi yakınlarında arama çalışmaları yapılan altınla ilgili ciddi bir rezerv bulundu. Bu rezerv, gerekli izinlerin alınmasının ardından gün yüzüne çıkarılacak.
Türkiye’nin ekonomik açıdan bakıldığında en önemli sorunlarından birinin de enerjide dışa bağımlılık olduğunu dile getiren Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, enerjide dışa bağımlılığın Türk ekonomisine ciddi bir yük getirdiğini ifade etti. Yıldırım, öz kaynakların enerji üretme noktasında son dönemde bazı ciddi çalışmalar yapıldığına işaret etti. Son dönemde enerji alanında üzerinde en çok konuşulan konulardan birinin kayagazı olduğunu vurgulayan Hamdi Yıldırım, “Türkiye’de de kalker açısından çok büyük yataklar var. Dolayısıyla dikkatler Türkiye’ye çekilmiş durumda. Burada kayaların arasında oluşan gazların belirli bir yöntemle basınç uygulayarak, su basıncı uygulayarak çıkarılıyor. Bunun Türkiye’de potansiyelinin büyük olduğuna ilişkin görüş var. Taş olarak, dünyanın en büyük kalker rezervleri Türkiye’de. Bu bakımdan oldukça zenginiz. Onun için biraz dikkat çekiliyor” dedi.
Yeni enerji kaynaklarının bulunması ile birlikte dünyanın gözünün Türkiye’ye ve Konya’ya döndüğünü kaydeden Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, “Konya’nın da burada bir katkısı olabilir. Konya’da da yine kalker kayalarına rastlamak mümkün. Neredeyse Torosların tamamı kalkerden oluşuyor. Potansiyel olarak çok yüksek bir yerde. Kaya gazı da bunlardan çıkıyor. Ama elverişli mi, değil mi o noktada iyi çalışmak gerekiyor” diye konuştu.
Türkiye’nin cari açığının en önemli parçasının dışa bağımlı olan enerji olduğunu vurgulayan Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, “Aslında enerjide dışa bağımlı olmasak, cari açık da olmayacak. Yani tamamen enerjiden dolayı bir cari açığımız var demek doğru değil ama bugünkü açık kadar enerji maliyetlerinin cari açıkta payı var. Dolayısıyla enerji konusunda son derece hassas çalışma yapmak gerekiyor. Türkiye’nin ciddi bir kalkınma trendi var ama enerji üzerinden ince ayarlar yapılmazsa sıkıntıya düşülebilir. Bu nedenle de enerji noktasındaki strateji ve politikaların çok titiz ele alınması gerekiyor. Bunun birçok boyutu var. Yok yerden enerji üretemeyiz. Kaynak varsa enerji vardır, yoksa yoktur. Arama çalışmaları devam eder, bulundukça eklenir. Ama diğer taraftan da dış politikamız ve uluslararası ilişkilerimiz de buna göre dizayn edilmelidir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji açığının kapatılması noktasında birçok sacayağının bulunduğunu aktaran Hamdi Yıldırım, “Bir de petrole dayalı sanayinin gelişmesi noktasında da çalışmalar var. Tüpraş’ın Türkiye’ye rafineri kurması gerekiyor. Bunun çalışmaları da devam ediyor. Bunun ötesinde yerli kaynaklara bakıldığında enerji açısından bunların başında kömür geliyor. İkinci sırada da yenilenebilir enerji kaynakları var. Yenilenebilir enerji kaynaklarında rüzgar belli bölgelerde büyük bir potansiyel sağlıyor. Türkiye’nin rüzgar haritası çıkmış vaziyette. Enerji Bakanlığı’nın bununla ilgili çalışması var. Özellikle Marmara ve Ege bölgesinde yoğunlukla rüzgar var. Burada birçok yatırım yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bu potansiyeli kullanacağız. Toplam enerji ihtiyacının yüzde 5’i buradan karşılanabilir” dedi.
Enerji açısından değerlendirildiğinde Karapınar’ın yakın zamanda önemli iki kaynakla adından söz ettireceğini bildiren Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, “Karapınar’ın iki önemi var. Biri güneşten, ikincisi kömürden dolayı. Güneş haritasına baktığımızda İç Anadolu Bölgesi en önemli potansiyele sahip. Çünkü havanın açık olduğu bir bölge. Ama teknoloji olarak havanın çok açık olmasını da yenmeye çalışıyoruz. Dünyanın her yerinde açık güneşe sahip değilsiniz. Bütün bu enerji kaynaklarıyla düzenli enerji akışını sağlamak zor. Gece olduğu zaman üretim duracak, gündüz artacak. Rüzgarın çok olduğu zaman enerji artacak. Gücü tamamen kullanabilmek için bu enerji kaynaklarını stabil hale getirmek gerekiyor” diye konuştu.
Karapınar’da çalışmaların kömürün bulunduğu 3-4 yıl önce başladığını hatırlatan Yıldırım, “Dolayısıyla 2 milyar ton civarında burada kömür var. Kömürün ortalama ısı değeri bin 200 kalori civarında. Bunlar düşük kalorili kömürler ama enerji üretmeye elverişli olan kömürler. Burada 5-6 bin megavat civarında, Türkiye’nin kurulu gücünün yüzde 6-7’si civarında bir potansiyele sahip. Yani Konya’nın enerji ihtiyacının tamamını karşılayabilecek bir yapı söz konusu. Kömürün ekonomik olarak buradan elektrik enerjisi üretmesi için ekonomikliğine bakıldığında da fizibıl gibi görünüyor. Fakat pratik noktada düşünüyoruz. Yani şu an itibariyle kömürün kalorisi ve metraj bakımından kritik noktada. Bu biraz tedirginlik oluşturabiliyor. Bundan sonraki yıllarda güneşe ve rüzgara göre çok daha düşük maliyetlerde olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji Bakanlığı’nın yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu dile getiren Yıldırım, “Bu çalışmaların sonuçlarını alabilmek için yatırımcıyı bulmak lazım. Ciddi bir maliyeti var. 15-20 milyar dolar civarında bir yatırım maliyetinden söz ediliyor. Bunun finans yükünü karşılamak kolay değil. Mutlaka Türkiye’nin kendi kaynaklarının dışında başka kaynaklara da yönelmesi lazım. Finansman sorununun halledilmesi de olayın fizibıl olup olmaması ile alakalı. Biraz burada zorlanılıyor, kilitleniliyor. Karapınar, er ya da geç, Türkiye’nin önemli enerji üretim merkezlerinden biri olacak. Bunun birisi kömür, diğeri de güneş olacak diye görünüyor. Konyalı buraya bir de nükleeri ekleyebilir. Bölge de buna müsait” dedi.
Madenler açısından zengin bir altyapıya sahip olan Konya’nın madencilik çalışmalarının sadece enerji kaynakları ile sınırlı olmadığını kaydeden Maden İşleri Genel Müdürü Hamdi Yıldırım, “2 yıl önce Seydişehir’de altın rezervinin bulunduğunu açıklamıştık. Türkiye altın potansiyeli açısından oldukça uygun bir alan. Altın üretiminde oldukça tecrübeli bir ülkeyiz. Dünyadaki en iyi teknolojileri kullanıyoruz. Çevreye zararı en düşük düzeyde tutuyoruz” dedi. Konya’da rezervi belli olan İnlice bölgesinde 5-6 ton civarında bir altının varlığının tespit edildiğini söyleyen Hamdi Yıldırım, “Bu civarda eklenebilecek rezervler de var. Tek başına ekonomikliği yönünde tereddüt görülen bir noktadaydı. Halbuki çok düşük rezervler için de uygun tesisler kurarak ekonomik bir şekilde üretim yapmak mümkün. Burası İngiliz Strateks firmasındaydı. Eczacıbaşı satın aldı. Üretim için planlama çalışmalarına başladı. Şu an fiili olarak bir çalışma yok. Ama proje çalışmaları ve izin alma çalışmaları devam ediyor. Bu izinler alındıktan çok kısa bir süre sonra üretime geçilebilecek” diyerek sözlerini tamamladı.

Energy World