Category Archives: Yapı

Isı Yalıtımında Mantolamaya Yeni Düzen

 

Günümüzde binalarda ısı yalıtımlı dış cephe uygulamaları oldukça yaygınlaşmaya başlamıştır. Piyasada mantolama olarak tabir edilen, ısı yalıtım malzemesi üzerine yapılan fileli sıva ve üzerine mineral sıva ve boya uygulaması ile oluşturulan ısı yalıtım sisteminin yangına dayanıklı olması gerekiyor.

19.12.2007 tarih ve 26735 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin 27 nci maddesine göre “Dış cephelerin, yüksek binalarda zor yanıcı malzemeden ve diğer binalarda ise en az zor alevlenici malzemeden olması” gerekiyor. Dolayısıyla dış cephe sistemlerinde kullanılan yapı malzemelerinin kullanım amacına bağlı olarak yanıcılık ve yangına tepki sınıflandırması, binanın yangın dayanımı açısından çok önemlidir.

Yapı Malzemeleri Yönetmeliği kapsamında Avrupa Birliği organlarınca yayımlanan “ETAG 004 – Sıvalı Dış Cephe Isı Yalıtım Sistemleri” dokümanında bu tür uygulamalar “yalıtım malzemesi, file, sıva, mineral sıva, tespit elemanları, boya, yüzey kaplama malzemeleri” gibi bileşenlerden oluşan bir sistem olarak tarif edilmekte ve bileşenlerin hepsinin belirli oranda sistemin yangına tepki sınıflandırmasında etkisi olduğu belirtilmektedir. Yine aynı dokümana göre bu tür ısı yalıtım sistemlerinin yangın performansı Akredite Laboratuvarlar tarafından belirlenmelidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, hızla yayılan mantolama sistemlerinde kalitesiz malzeme ve yanlış uygulamaların önüne geçmek ve mantolama işleminde vatandaşların güvenli malzemeye erişebilmesi için denetim firmalarına ve belediyelere gönderilmek üzere bir genelge hazırlamıştır. Yeni düzenlemeye göre binaların dış cephesinde kullanılacak mantolama sistemi için artık akredite bir laboratuvardan yangına dayanıklılık deneyi de istenecek.

Reklamlar

YAPI DENETİMİ VE ÖTESİ

Her geçen gün artan inşaat kazaları yapı denetim mekanizmasının ne kadar güvenilir olduğu sorusunu yeniden akla getirmiş durumda. Mevcut sistemin işleyişinde aksaklıklar olduğu görülüyor. İnşaat yüklenicilerine göre yapı denetim kurumları gerçek anlamda denetleme yapmıyor.

Türkiye son aylarda maden ve inşaatlarda yaşanan felaketlerle sarsıldı. Sadece Ekim ayında inşaatlarda 35 işçi hayatını kaybetti. En son önceki gün Ankara’da bir inşaat işçisi dış cephe asansöründen düşerek hayatını kaybetti. Meydana gelen kazalar sonrası şantiyeler yeterince denetlenmiyor mu sorusunu akla geliyor.

Bilindiği üzere Yapı Denetim Kanunu’nu 17 Ağustos depremi sonrasında aceleyle hazırlandı ve 2001’de yürürlüğe girdi. Piyasada yapı denetim firmaları hızla artmakta. Bu firmaların denetlenmesi büyük önem arzediyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan denetimlerle ilgili olarak yapılan açıklamada “Denetimi yapılan kuruluşlardan bin 855 tanesi faal olarak görevine devam ediyor. 4708 sayılı Kanun’un 81 ilde uygulanmaya başlandığı 01.01.2011 tarihinden bugüne kadar Bakanlıkça gerçekleştirilen 18 bin 317 şantiye denetimi sonucunda bin 566 adet kuruluşa geçici faaliyet durdurma cezası verilmiş, 155 adet kuruluşun ise belgesi iptal edildi” denilmekte.

İnşaatçıların kendilerini denetleyecek yapı denetim firmalarını kendileri seçiyor. Dolayısıyla, parasını ödediğiniz firma sizi denetliyor. Gerçekte bir havuz sistemi olmalı. İnşaatları denetleyecek denetim firmasını bir sistem seçmeli. Ama bunun inşaat şirketlerinin de denetim şirketlerinin de işine geleceğini sanmıyorum.

Başka bir yöntem olarak yapı denetimin yanında ruhsat ve iskan verme yetkisini de belediye yerine yapı denetim firmalarına verilip, sorumlulukları arttırarak yaptırımları da ağır tutulursa iş kazalarının büyük oranda azalacağı konuşuluyor. Sürekli yaşanan iş kazalarından sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2015 yılı iş güvenliği denetimlerini yüzde 250 arttırma kararı aldı. Bu karar olumlu bir gelişme. Ama yapı denetim sistemin yeniden gözden geçirilmesi büyük önem arzetmekte.

 

Yapılarda Kalite ve Güvenliği Artıracak Uygulama

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mevcut denetimlerine ilave olarak artık binaların her bir katı içinde ayrı ayrı beton denetimi yapacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ile birlikte yürüttüğü çalışmalar neticesinde, yapıların inşasında kullanılan betonlarda kalitenin arttırılması amacıyla, ilgili standart olan TS 13515 standardında revizyon yapıldı.

Avrupa Standartlarından uyarlanmış olan ve yapılarda kullanılan betonda bulunması gereken özellikleri belirleyen TS EN 206 standardının, Ülkemizde uygulanmasına yönelik tamamlayıcı ve açıklayıcı standart olan TS 13515 standardı revize edilerek yayınlandı. Yapılan revizyon neticesinde beton denetimlerinde, yapının bütününde aranan şartlara ilave olarak binaların her bir katı için de ayrı ayrı yapılacak ve her bir üretim biriminin projesinde öngörülmüş olan beton sınıfına uygunluğunun sağlanması koşulu aranacak.

Bu revizyon ile beton denetimleri sıkılaştırılmakta olup yapılarımızda kalite ve güvenliğin artmasının yanında farklı uygulamalar da engellenmiş olacak.

 

Rezerv ve Özel Proje Alanlarında Bisiklet Yolu Zorunlu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı özel proje ve rezerv yapı alanlarında bisiklet yolunu zorunlu tutuyor. İlk uygulama İstanbul’da 730 hektar alanda kurulacak olan Ispartakule Toplu Konut Alanın’da yapıldı. Ispartakule’nin imar planına 10,8 km uzunluğunda bisiklet yolu eklendi.
“Yaşanabilir Şehirler ve Marka Kentler Kurma” vizyonu ile hareket eden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, rezerv ve özel proje alanlarının imar planlarında bisiklet yolunu artık zorunlu tutuyor. İlk uygulamaya Bakanlık, Avrupa yakasında belirlenen rezerv yapı alanın 730 hektarlık parçasını oluşturan Ispartakule’de başladı. Ispartakule’nin imar planında 10,8 km uzunluğunda bisiklet yolu aksı planladı.
Ispartakule’nin planında bırakılan bisiklet yolu uygulaması İstanbul’da bir ilk oldu. 10,8 km uzunluğundaki bisiklet yolunun 4,3 km dere kenarında , 5,1 km vadi tabanlarında ve park alanlarında, 1,4 km ise taşıt yoluna paralel olarak tasarlandı. Planda ayrıca bisiklet durakları, bisiklet park alanları ve bakım onarın alanları da unutulmadı.
Konuyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, devlet olarak sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirme ana hedefleri olduğunu söyledi. Bayraktar, özel proje ve rezerv yapı alanlarında daha yaşanabilir alanlar oluşturmak amacıyla, bisiklet yollarının yapılmasını zorunlu tutulduğunu ifade ederek, ”Bisikletli ulaşımı imar planlarına işlemeyi hedefliyoruz. 41.820 hektar büyüklüğündeki rezerv yapı alanın tamamında, bütüncül bir ulaşım sistemi olacak. Ispartakule bunun ilk örneği oldu” dedi.
Yapılan araştırmalarda dünyada en fazla bisiklet kullanan ülkelerinden olan Danimarka, Hollanda ve Macaristan’da bisiklet kullanan insanların diğer ülkelerin insanlarına göre, daha mutlu olduğu ortaya çıktı. Araştırmalarda bisiklet kullanan insanların sağlıklı oldukları için bireysel sağlık harcamalarının da düştüğü belirlendi.

300 İmar Denetçisi, Kaçak Yapı Avı İçin Sahaya İniyor!

Alanında uzman 300 personel, imar denetçisi olarak görev yapacak, ihtiyaca göre sayı artırılacak. Denetçiler yapı tatil tutanağı tanzim edebilecek, mühürleme ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleyebilecek.

İlk etapta 81 ildeki çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden seçilecek alanında uzman 300 personel, imar denetçisi olarak görev yapacak. Bu kişilerin en az 3 yıllık tecrübeye sahip olması gerekiyor. Denetçilere verilecek özel kimlik kartlarının şablonu hazırlandı. Kartlarla sahaya çıkacak denetçiler hem vatandaşlardan gelen şikâyet ve ihbar hem de karşılaştıkları imara aykırı yerleşimler hakkında işlem yapacak. Verecekleri rapor sonucu imara aykırı olduğu tespit edilen yapılar hemen yıkılacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imara aykırı yapılaşmaları önlemek için denetim timi kuruyor. Alanında uzman 300 personel, imar denetçisi olarak görev yapacak, ihtiyaca göre sayı artırılacak. Denetçiler yapı tatil tutanağı tanzim edebilecek, mühürleme ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleyebilecek.
Belediyelerin yıkım yapmadığı yahut göz yumduğu yerlerde, imara aykırılık teşkil eden kesimlere doğrudan müdahale edilecek. Yetkililer, denetçilerin göreve başlamasıyla kaçak yapılara sıfır tolerans konusunda başlatılan adımın somut sonuçlarının daha fazla görülmeye başlanacağına dikkat çekti.
Kısa süre içinde kimlik kartları dağıtılacak denetçilere önce kaçak yapılarla mücadeleye yönelik eğitim verilecek. Eğitimlerin ilki 15-18 Kasım tarihleri arasında yapılacak. İmar denetçileri, değişen koşullar ve teknolojik düzenlemeler çerçevesinde 3 yılda bir meslek içi eğitimden geçirilecek. Her ilde ihtiyaca göre imar denetçisi görev yapacak. Yeni statüdeki personeller imar polisi ya da zabıtası şeklinde çalışacak. Kaçak yapı tespitlerinde Alo 181 Çevre ve Şehircilik hattına gelen şikayetler ve ihbarlar da dikkate alınacak. Denetçiler yapı tatil tutanağı tanzim edebilecek, mühürleme ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleyebilecek.
Mevcut durumda belediyeler tarafından yapılan imara aykırılık denetimleri, yeterli uzman olmaması sebebiyle uzmanlık alanına bakılmadan teknik personel tarafından yapılıyor. Yeterli donanıma sahip olmayan kişilerce yapılan denetimler nedeniyle işlemlerin mahkemelerce iptaliyle karşı karşıya kalınabiliyor. Bu tür sorunları önlemek için imar denetçileri ise yapılacak denetimin konusuna uygun mesleklerden seçilecek. Mimari denetim, mimarlar tarafından, statik denetim inşaat mühendisleri tarafından, aplikasyon denetimi harita mühendisleri tarafından, plan denetimleri ise planın grubuna uygun müelliflik karnesi olan meslek mensupları tarafından yapılacak. İmar denetçiliği kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na önemli yetkiler verildi. Mekansal planlar, harita ve parselasyon planları, etüt ve projeler, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgeleri, enerji kimlik belgeleri gibi belgeler ile bu belgelere dayanılarak inşa edilen yapılar, bakanlık tarafından doğrudan denetlenecek. Denetimlerde bu belgelerde aykırılık tespit edilmesi halinde belediyeler gibi ilgililerce mevzuata aykırılıkların giderilerek kanuna uygun hale getirilmemesi durumunda bakanlık, bu belgelerdeki aykırılıklar giderilerek mevzuata uygun hale getirilmesine yönelik değişiklik yapma ve onaylama işlemi gerçekleştirebilecek. Bununla birlikte denetimler sonucunda ruhsat ve eklerine aykırı olduğu veya standartlara aykırı yapı malzemesi kullanıldığı tespit edilen yapılar, süre verilerek ilgili idareye bildirilecek. İlgili idarelerce, verilen süre içinde yapı tatil tutanağı tanzim edilmez ve yapı mühürlenmezse yapı tatil tutanağı tanzim edilerek mühürlenecek ve gerektiğinde yıkım kararı alınarak yıkımın valiliklerce gerçekleştirilmesi sağlanacak. Ayrıca ilgililer hakkında da para cezaları gibi idari müeyyideler uygulanabilecek.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’la birlikte yaz aylarında Bodrum koylarındaki yapılaşmayı denizden denetlemişti. Erdoğan, koylardaki kaçak yapılarla ilgili gerekenin yapılması yönünde talimat vermişti. Bunun üzerine kıyılardaki imara aykırı yerlerin tespiti ve sorumlularının bulunması için İçişleri, Kültür ve Turizm ile Çevre ve Şehircilik bakanlıkları harekete geçti. Bodrum’un yanı sıra Antalya, İzmir Çeşme, Çanakkale ve Balıkesir’in de aralarında bulunduğu birçok ilde kıyılardaki kaçak yapıların tespiti ve ardından yıkımı için çalışmalar başladı.

Emlak Kulisi

İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, inşa edilecek yapılarda uyulması gereken standartları Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile belirledi.

8 Eylül Pazar günü Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik bazı çevrelerin “Bizim aile yapımıza uygun değil” diye eleştirdiği stüdyo daire olarak ifade edilen 1+0 daire dönemini kapatacak.
NİŞ FORMÜLÜ ZORLAŞTI
Yeni düzenlemeye göre en küçük dairede oturma odası en az 12, yatak odası 8, mutfak 3.3, banyo 3 ve tuvalet 1.2 metrekare olacak. Böylece bir daire toplamda 27 metrekareden daha küçük olamayacak. Buna göre yatak odası oturma odasının bir nişi (girintisi) olsa bile en az 8 metrekare olacak. Yani arada kapı olmasa bile ayrı bir oda yapılması zorunlu olacak. Yönetmeliğe göre 3 veya daha az odalı konutlarda yıkanma yeri ile tuvalet aynı yerde düzenlenebilecek. Yani diğer alanlar (yatak odası ve oturma odası ile mutfak) ayrı olacak. Eski yönetmelikte aynı madde olmasına rağmen oturma ve yatak odası büyüklükleri belli olmadığı için müteahhitler niş (girinti) yöntemi ile yönetmeliği deliyordu. Artık odaların büyüklüğü belli olduğu için müteahhit oturma odasına ek olarak 8 metrekarelik yatak odasını yapmak zorunda.
PARKLARIN ALTI OTOPARK OLACAK
Yönetmeliğe göre yol ve kaldırımların otopark olarak kullanımını engellemek için park ve meydanların altı otoparka dönüştürülecek. Yeni yapılacak alanlarda, bina altında bulunan otoparklar da, her bina altından ayrı otopark çıkışını önlemek için yeraltından kamuya açık otoparklarla birleştirilecek.
EMSAL YÜZDE 20’YE DÜŞTÜ
Yönetmelikte karma kullanım alanlarının sınırları da çizildi. “Karma kullanım projelerinde konut kullanımları, alandaki parsellerin toplam emsalinin yüzde 20’sini aşamaz” maddesi eklendi. Böylelikle yüzde 25 emsal hakkı yüzde 20’ye düşürüldü.
MERKEZLERDEN GAZİNO GİTTİ CAMİ GELDİ
Hazırlanan yönetmelikte ilginç bir değişiklik de şehirlerin merkezlerine getirilen merkezi iş alanı tanımında oldu. Eski yönetmelikte merkezi iş alanı tanımı yapılırken olması gerekenler arasında sayılan gazino yeni tanımda yerini camiye bıraktı. Yeni yönetmeliğe göre kentin merkezinden uzakta olan yerleşim yerlerinde merkezi iş alanları olmayacak, daha önce merkezi iş alanlarında gazino açılabiliyordu şimdi açılamayacak. Şimdiye kadar merkezi iş alanlarında mescit açılmakta, ancak alan tanımında cami olmadığından cami açılamasında imar planı yönünden zorluklar bulunuyordu, şimdi bu alanlarda cami yapılabilecek. Vergi.com.tr internet sitesi uzmanları yapılan bu değişikle ilgili olarak “Yapılan bu değişikliklere göre, kent merkezlerinde örneğin Beyoğlu Caddesi, Bağdat Caddesi ve Kadıköy meydanı ile ilgili imar planlarında gazino yer almayacağından bu yerlerde içkili gazinolar açılamayacak” yorumunda bulundu.

HAVUZ ARTIK BRÜTÜN İÇİNDE DEĞİL
Yönetmelik ile çok yüksek miktarlarda gösterilen brüt ve net metrekare farkı yeniden düzenlendi. Böylece yüksek belirlenen ve konut satın alanları yanıltan brüt metrekare hesabı artık yapılamayacak. Bağımsız bölümün içerisindeki; duvarlar, kolonlar, sıva payları, merdiven sahanlıkları ve basamakları ile bu merdivenlerin altlarında kalan yerler ile sadece bağımsız bölüme ait ve bağımsız bölümün içinden doğrudan bağlantılı olan; balkonlar, çatıda, katta ve zemindeki teraslar, açık çıkmalar, çatı veya kat bahçeleri brüt alana dahil alanlar olarak sayıldı. Bu alana; ışıklıklar, galeri boşlukları, bağımsız bölümün eklentileri ve havuz gibi bazı ortak alanların bağımsız bölüme düşen payları dahil edilmedi.
REZİDANSLAR KONUT SAYILACAK
Yönetmelik ile konut olarak kullanılan rezidanslar, ticari alan kapsamından çıkarılarak ‘yüksek nitelikteki konut’ kapsamında konut olarak tarif edildi. Böylece vergilemede rezidansların konut sayılıp sayılamayacağı tartışmalarına son verildi. Bunlar konut sayılacak. Yönetmeliğe göre rezidanslar, “Yüksek nitelikli konutlar yönetmelikte en az konut şartlarını sağlayan; resepsiyon, güvenlik ve günlük temizlik servisi mekânlarının bulunduğu, sağlık hizmetleri, kuru temizleme, çamaşırhane, taşıma, yemek ve alışveriş servisi hizmetleri ile spor salonu ve yüzme havuzu gibi hizmetlerin de verilebildiği birden fazla bağımsız bölümü ihtiva eden konut binalarıdır” şeklinde tanımlandı.

Milliyet İnternet sitesi

The Bridge On The River Kwai

The Urge To Wander

The bridge isn’t on the Kwai at all!

The upper stretch of the Mae Klong river in the Kanchanaburi district of Thailand that the bridge straddles, was renamed Khwae Yai in 1960. Three years after the release of the epic multi Oscar winning, David Lean movie!  I was aware that the movie had been shot entirely on location in the hills of Sri Lanka, and had assumed the location was chosen to match the original site. Wrong again!

Wait, there is more artistic license gone too far.

The railway line & original bridge – bridges actually, since there were two – were built over a period of thirteen months, versus two as suggested in the movie (and five years as originally estimated by the Japanese!). The exemplary British colonel in charge, never did collaborate with his captors. Nor did the Japanese need Allied assistance or expertise to build that railway, as insinuated in…

View original post 460 kelime daha