Category Archives: Yapı

İnşaatı Yarım Bırakana Ağır Ceza

Kıyıda Yapılaşmanın Önü Açılıyor mu?

2 Nisan 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Kıyı Yönetmeliğinde Değişiklik” yönetmeliği… Düzenlemenin özellikle 4. maddedeki “tanımlar” bölümünde yapılan değişiklikler özetle şöyle:
Kıyı şeridi imara açılıyor: Kıyı hukukumuzda, toplumun bu alanlardan özgürce yararlanabilmesi için “sahil şeridi” tanımı özel önem taşıyor. Bu şeridin sınırları daha önce “doğal eşiklerle” belirlenirken, yeni yönetmelikte “uygulama imar planı” ile saptanacağı hükme bağlanıyor. Böylece en hassas alanda “yapılaşma”ya da olanak sağlanıyor.
‘Tersaneler’de yapılaşma: Önceki yönetmelikte, kapasitelerine göre tekne boyutlarına getirilen sınırlamalar kaldırılarak, “her cins ve boyutlarda gemi ve su araçlarının inşası”na izin veriliyor. Buna bağlı olarak da “teknik ve hizmet binaları”nın kıyıda yer alabileceği vurgulanıyor.
Yat limanında otel: Aynı yaklaşımla “yat limanları”nda daha önce belirlenmiş zorunlu hizmet yapısı olanaklarına ek olarak “konaklama” tesisleri de yapılabilecek. Böylece “denize sıfır” denebilecek konumda ayrıcalıklı otellere ve yine yat limanıyla iç içe “turizm” tesislerine açıkça olanak sağlanıyor.
Balıkçı barınağında dükkân: Benzer durum “balıkçı barınağı” için de geçerli. Bu alanlardaki balıkçı teknelerine hizmet verecek kadar bağlama, su, elektik ve ağ kurutma sahası ile çekek yerlerine ek olarak, 2 katlı yönetim ve satış binalarının da yapılabilmesi mümkün olacak.
‘Asfalt ve beton’ çekek yerleri: Yönetmelikteki “çekek yeri” tanımında da balıkçı tekneleri, küçük tonajlı tekneler veya yatların bakım ve onarımlarının yapılması için karaya alınmalarına imkân sağlayacak donanımlarla yetinilirken, yeni yönetmelikte bunların toprak zeminde değil, “katı sıcak asfalt veya betonlanmış” meyilli alanla da düzenlenebileceği belirtiliyor.
Kıyı kenar onayı: Denizin ve karanın hukuken ortak sınırını gösteren “kıyı kenar çizgisi” için de önceki yönetmelikte onay kurumları olan belediye ve valiliklerin yerini artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aldı. Yeni yönetmelik, bakanlıkça onaylanan kıyı kenar çizgilerine yapılacak itirazların da bakanlıkça sonuçlandırılacağını düzenliyor…
Kıyı yönetmeliğindeki bütün bu yeni hükümler, “kıyıların kamu yararına ve topluma açık kullanımı” için zaten yetersiz olan hükümleri “kıyıyı koruma”ya yönelik değil, yapılaşma olanaklarının daha da artırılması doğrultusunda değiştiriyor.
Bu konudaki en önemli kurallar olan “denize yaklaşma mesafeleri”ne kesinlikle uyulmasını sağlayacak hiçbir yeni düzenlemeye yer verilmemiş olması ise yönetmelik değişikliğinin öncelikle “rant amaçlı” olduğuna dair yeterli fikri veriyor.

Oktay Ekinci 14 Nisan 2013

Bina İnşaatı Maliyet Endeksi, I. Çeyrek: Ocak-Mart, 2013

Bina İnşaatı Maliyet Endeksi bir önceki çeyreğe göre %1,9 arttı

Bina İnşaatı Maliyet Endeksi (BİME), Ocak–Şubat–Mart aylarını kapsayan 2013 yılı birinci çeyreğinde, toplamda bir önceki çeyreğe göre %1,9, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3,0 ve dört çeyrek ortalamalarına göre ise %3,6 arttı.

BİME’de 2013 yılı birinci çeyreğinde işçilik endeksi bir önceki çeyreğe göre %2,7, malzeme endeksi ise %1,6 arttı. Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre işçilik endeksi %6,7 ve malzeme endeksi %1,9 arttı.

Bina İnşaatı Maliyet Endeksi Değişim Oranları (2005=100), I. Çeyrek, 2013

 

Konut Fiyat Endeksi Yüzde 12 Arttı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı 2013 yılı ocak ayı Türkiye Konut Fiyat Endeksi’ne göre, TKFE 2013 yılı ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,15 oranında artarak 130,09 olarak gerçekleşti. Önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,93 oranında artan TKFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 4,31 oranında yükseldi.
Metrekare başına konut değeri olarak hesaplanan birim fiyatlar 2012 yılı ocak ayında 1.045,75 TL/metrekare iken 2013 yılı Ocak ayında 1.163,47 TL/metrekare olarak gerçekleşti.
Bu arada, 29 ilde son iki yılda yapımı gerçekleşen konutların değerleme raporları analiz edilerek hesaplanan Türkiye Yeni Konutlar Fiyat Endeksi (TYKFE) ise 2013 yılı ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 0,39 oranında azalarak 128,61 oldu. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,92 oranında, reel olarak ise yüzde 3,36 oranında arttı.
Üç büyük ilin konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2013 yılı ocak ayında bir önceki aya göre İstanbul ve Ankara’da sırasıyla yüzde 1,34 ve yüzde 0,50 oranlarında artış, İzmir’de ise yüzde 0,15 oranında azalış görüldü. Endeks değerleri önceki yılın aynı ayına göre İstanbul, İzmir ve Ankara’da sırasıyla yüzde 13,73, 9,96 ve 9,73 oranlarında artış gösterdi.
Birim fiyatlar, 2013 yılı ocak ayında, İstanbul’da 1811,52 TL/metrekare, İzmir’de 1282,34 TL/metrekare, Ankara’da 1076,36 TL/metrekare olarak gerçekleşti.
Üç büyük ilin yeni konutlar fiyat endeksleri değerlendirildiğinde, 2013 yılı ocak ayında bir önceki aya göre, İstanbul’da yüzde 0,97 oranında artış, Ankara ve İzmir’de ise sırasıyla yüzde 0,36 ve yüzde 0,69 oranlarında azalış gözlendi. Endeks değerleri önceki yılın aynı ayına göre İstanbul, İzmir ve Ankara’da sırasıyla yüzde 17,47, 11,77 ve 7,23 oranlarında artış göster

İnşaatta Ciro Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2012 Yılı 4. Çeyrek “İnşaat Ciro ve Üretim Endeksleri” verilerini açıkladı.
Üç Aylık İnşaat Sektörü Ciro Endeksi 2012 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 11.5 artışla 246.1 düzeyine yükseldi.
Bina İnşaatı Sektörü Ciro Endeksi yüzde 15.1 artarak 198.3’den 228.2’ye çıktı. Bina Dışı İnşaat Sektörü Ciro Endeksi ise yüzde 7.1 artarak 256.9’dan 275.2 düzeyine ulaştı.
2012 yılında İnşaat Sektörü Ciro Endeksi yıllık ortalaması bir önceki yıla göre yüzde 6.4 oranında artışla 154.6’ya yükseldi. Bina İnşaatı Sektörü Ciro Endeksi yüzde 8.4 artarak 143.4’e, Bina Dışı İnşaat Sektörü Ciro Endeksi ise yüzde 3.8 artarak 172.7 düzeyine ulaştı.
NACE Rev.2’ye göre hesaplanan 2005=100 temel yıllı, Üç Aylık İnşaat Sektörü Üretim Endeksi 2012 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0.6 artışla 124.6’ya yükseldi.
Bina İnşaatı Sektörü Üretim Endeksi yüzde 0.1 azalarak 117.1’den 116.9’a düştü. Bina Dışı İnşaat Sektörü Üretim Endeksi ise yüzde 3.3 artarak 159.7’den 164.9’a yükseldi.
2012 yılında İnşaat Sektörü Üretim Endeksi yıllık ortalaması bir önceki yıla göre yüzde 0.5 oranında artışla 128.3’e yükseldi. Bina İnşaatı Sektörü Üretim Endeksi yüzde 0.9 artarak 122.7’ye ulaşırken, Bina Dışı İnşaat Sektörü Ciro Endeksi ise yüzde 1.5 azalarak 157.7 düzeyine geriledi.

İnşaat Ciro ve Üretim Endeksleri, IV. Çeyrek 2012

NACE Rev.2’ye göre hesaplanan 2005=100 temel yıllı, Üç Aylık İnşaat Sektörü Ciro Endeksi 2012 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %11,5 arttı.

Bina İnşaatı Sektörü Ciro Endeksi %15,1 artarak 198,3’den 228,2’ye yükseldi. Bina Dışı İnşaat Sektörü Ciro Endeksi ise %7,1 artarak 256,9’dan 275,2’ye yükseldi.

NACE Rev.2’ye göre hesaplanan 2005=100 temel yıllı, Üç Aylık İnşaat Sektörü Üretim Endeksi 2012 yılı IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,6 arttı.

Bina İnşaatı Sektörü Üretim Endeksi %0,1 azalarak 117,1’den 116,9’a düştü. Bina Dışı İnşaat Sektörü Üretim Endeksi ise %3,3 artarak 159,7’den 164,9’a yükseldi.

Yeni İmar Yasa Taslağı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uzun süredir üzerinde çalıştığı İmar Yasa Taslağı’nı tamamladı.
Özel bir ekiple altı aydır kanun için çalıştıklarını söyleyen Bakan Erdoğan Bayraktar, yeni yasanın imarda kanayan birçok yaraya merhem olacağını ifade etti.
Sabah’tan Mehmet Ali Berber’in haberine göre yeni düzenleme özellikle belediyelerin imar yetkilerini alması nedeniyle hayati olarak nitelendiriliyor.
Metrekare oyununa son: Daire satışlarında istenildiği gibi metrekare gösterme dönemi bitecek. Dairenin izdüşümünden, yalnızca duvarları çıkarak net metrekaresi belirlenecek.
Artık insiyatif yok: Belediyeler yetkilerini aşan inisiyatif kullanarak emsali yükseltiyor. Artık imar ve iskan ruhsatlarında belediyelerin yetkisi kısıtlanacak.
Belediyelere neşter: İmar yönetmelikleri belediyelerin değil Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kontrolünde olacak. Değişikliklerde de yetki bundan böyle bakanlıkta olacak. Ayrıca 5 yıl içinde kamulaştırılamayan arsalar da hak sahibine iade edilecek.
Daha önce çok zor ruhsat alındığını ancak binada keyfi değişikliklerin kolay olduğunu hatırlatan Bakan Bayraktar, “Sistem kökünden değişiyor. Belediye ruhsatı gereken zamanda vermezse bakanlık devreye girecek. Buna karşılık sürekli denetim yapacak bir mekanizma kurulacak” dedi. Yeni sistemde ruhsat kolay alınırken denetim zor aşılacak.
yapi.com.tr

“Sadece Enerji Üretimiyle Ekolojik Ev Olmaz”

Steelife, enerji verimliliği esaslarına göre geliştirdiği Ekolojik Ev Projesi’nin ilk örneğini geçtiğimiz günlerde görücüye çıkardı. yapi.com.tr’nin sorularını yanıtlayan Bülent Aydın, güneş enerjisinden maksimum seviyede yararlanılan ve geri dönüşümlü malzemeden üretilen Ekolojik Ev’in kendileri için bir laboratuar işlevi gördüğünü söylüyor.
Vefa Group markalarından galvanizli hafif çelik yapı sistemleri üreticisi Steelife’nin Çekmeköy’de inşaa edilecek ‘eko-site’sinin prototipi niteliğindeki projede, enerji verimlilik hesapları İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zerrin Yılmaz tarafından yapıldı. Proje koordinatörlüğünü de İTÜ Mimarlık Fakültesi ve Technobee Academy Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Dikbaş’ın yürüttüğü ‘Ekolojik Ev’, düşük enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayacak şekilde pasif ev kriterlerine uygun olarak tasarlandı. yapi.com.tr’nin sorularını yanıtlayan Steelife Genel Müdürü mimar Bülent Aydın, güneş enerjisinden maksimum seviyede yararlanılan ve geri dönüşümlü malzemeden üretilen Ekolojik Ev’in kendileri için bir laboratuar işlevi gördüğünü söylüyor.
Sizi ‘ekolojik ev’e yönelten motivasyon ne oldu?
Hafif çelik yapı sistemi, zaten yapısı gereği ekolojik bir malzeme; çünkü konstrüksiyonu yüzde 100 geri dönüşümlü bir yapı. Sistemin hem yalıtım avantajlarını, hem de depreme karşı dayanımını zaten biliyorduk; ama artık yalıtım değerleri daha yüksek, daha doğru binalar yapılmalıydı. Bu, doğru bir sistem olduğu için, böyle bir konsepte yönelmeye karar verdik. Prototipi de tamamen kendi öz kaynaklarımızla oluşturduk; İTÜ’den Prof. Dr. Zerrin Yılmaz ve TECNOBEE’den Prof. Dr. Atilla Dikbaş ve bu işi İngiltere’de yapmış mimar bir arkadaşımızla birlikte bir proje haline getirdik.
Ekolojik Ev ne kadar sürede tamamlandı? ‘Ekolojik’ olması için neler yapıldı?
Ekolojik Ev, 45 gün gibi kısa bir sürede kuruldu ve yaklaşık bir yıl önce tamamlandı. Kullandığımız bütün argümanları burada test ettik. Projeyle, hem inşa sürecinde daha az malzeme gerektiren, hem de kendi enerjisini üreten, ürettiği enerjiyi de az tüketen bir ‘pasif ev’ oluşturmaya çalıştık. Sistem, yaz ve kış olarak ikiye ayırabileceğimiz bir kurgudan oluşuyor. Yapı, ısı pompasını, güneş enerjisini, otomatik olarak bu parametrelere göre kullanıyor. 28 termal panelle 3 bin 800 kw/saatlik bir elektrik ürettik; bunun yüzde 40’ı bizim ihtiyacımızı karşılıyordu, geri kalanını diğer birimlerimize transfer ettik. Özel bataryalarla lavabolarda yüzde 60’lık bir su tasarrufu sağladık; kullanılan suyu da dışarıdaki bin 800 litrelik haznede yağmur sularıyla birlikte depolayıp, basit bir arıtma sonrası klozetler için tekrar dolaşıma alıyoruz. Orada kullanılan suyu da biyolojik arıtma ile bahçe sulamasında değerlendiriyoruz. Yani suyu 3 kere kullanıyoruz; ki evin önemli özelliklerinden biri. Yapı kabuğu, 0,11 gibi bir yalıtım değerine sahip. Bu da Türkiye’de benzer bir referans binaya göre ısıtmada yüzde 70, soğutmada yüzde 50 gibi ciddi bir tasarruf sağlıyor. Kullanılan bazı ürünler yüzde 100 geri dönüşümlü değil; ama binanın iskeleti tamamen geri dönüştürülebilir. Yüzde 80’i geri kazanılabilen binayı söküp, başka bir yere kurma şansımız da var.
Ekolojik Ev’in Türkiye’deki ‘yeşil bina’ algısına nasıl bir katkı yapmasını bekliyorsunuz?
Bu konuda atılan her adımı destekliyoruz; ancak biraz ticari bir konu olmaya başladı. Bizim çıkış noktamızı ticari beklentiler oluşturmadı; böyle bir yapının, böyle bir elektrik üretiminin söz konusu olup olmayacağını, gerçekten havayla ısınıp ısınamayacağımızı gözlemlemek istedik. Bu bir yıllık süreçte de, gerçekten keyifli, konforlu, tasarruflu bir binanın yapılabileceğini gördük.
Sadece enerji üretiminin, ekolojik olmak için yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz?
Yapılar elektrik üretiyorsa, hemen pasif ev ya da ekolojik bina olarak tanımlanıyor; oysa bu doğru değil. Yapım sisteminden kullandığınız malzemelere kadar belirleyici olan birçok konu var; ne kadar az karbon salınımına neden oluyorsanız, ne kadar az karbon salınımı yapıyorsanız, o oranda pasif bir ev kurmuş oluyorsunuz. Şu anda Türkiye’nin üretim, teknolojik altyapısı buna çok uygun değil. Bizim kullandığımız hafif çelik yapı sisteminde karbon salınımımız neredeyse sıfır; çünkü hiçbir ısıl işleme başvurmadan soğuk şekillendirme yöntemiyle yapıyoruz. En başından malzeme seçiminden başlayarak, üretimine kadar hepsinin doğru olması; kaynaklarımızın daha az tüketilerek daha çok inşa edilebilir olması önemli.
‘Yeşil yapı malzemeleri’ konusunda Türkiye ne durumda?
Türkiye’de ya da İstanbul’da hala bulamadığınız birçok ürün var. Onları getirirken zaten bir karbon salınımına neden oluyorsunuz.
Ekolojik Ev projesi nasıl bir maliyet getiriyor?
Hafif çelik yapı sistemlerinin betonarme sistemlerle maliyeti hemen hemen aynı. Yüzde 3 – 5 arası bir ilave bedel getirir. Ekolojik yapı sisteminin buna getirdiği ek maliyet ise yüzde 15 – 20 civarında. Bu da kendini 5 – 7 arasında kendini amorti ediyor.
Projenin bir sonraki ayağı ne olacak?
İstanbul Çekmeköy’de, 10 villadan oluşan bir ‘Eko Site’ planlıyoruz. Ruhsatla ilgili çalışmaları tamamladık; yıl içinde temel atmayı hedefliyoruz. Bizim bir yıldır yaşadığımız bu konforu, 10 ailenin de yaşayacağı bir proje olacak. Hedefimiz, ekolojik evdeki fonksiyonları oraya da taşıyarak, kendi elektriğini üreten, doğalgaza ihtiyaç duymadan ısıtma ve soğutmayı sağlayan bir yapı topluluğu elde etmek.
Afet Yasasıyla birlikte start verilen kentsel dönüşüm projeleri, çevre dostu yapılaşma için bir fırsat mı?
Bizce hafif çelik yapı sistemi, çok hızlı inşa edilebilen bir sistem olduğu için kentsel dönüşümde bir olmazsa olmaz. Mimarlık Fakültesi’nde bize, insan ölçeğinde, gökyüzünü görebileceğiniz yapılar olarak özetleyebileceğimiz ‘altın oran’ı öğretmişlerdi; ne yazık ki ülkemizde ve özellikle İstanbul’da altın oran kaybedilmiş durumda. Biz Steelife olarak yaşamın ne kadar toprağa yakın olursa, o kadar huzurlu olacağını düşünüyoruz. Elbette yüksek binalar, gökdelenler olmalı; ama sürekli de bunlara odaklanılmamalı. Hafif çelik yapı sistemi, hızlı ve medeni, altın oranı koruyacak biçimde kentsel dönüşüm sağlayacağı için bence çok önemli. Ayrıca ekolojik, iyi yalıtımlı binalar da yapılabileceği için, çok doğru bir yapı sistemi. 2000 yılında gerçekleştirilen Yapı Fuarı Turkeybuild İstanbul’da ilk binayı kurduğumuzda “bunlar nedir?” diyen insanlar vardı; ama bugüne kadar aklınıza gelebilecek her türde yapı inşa ettik. Bu bir aşamadır, bundan sonra daha hızlı yol alınacaktır.

Yassıada ve Sivriada’ya ‘Kısıtlamasız’ Yatırım İzni

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda önceki akşam kabul edilen Kamu Finansmanı Tasarısı ile Yassıada ve Sivriada’ya “kısıtlamasız” yatırımın önü açıldı.
Hürriyet Gazetesi’nden Turan Yılmaz’ın haberine göre Yassıada’ya yapılacak “Demokrasi Müzesi” ile Sivriada’ya yapılacak “amfitiyatro”nun planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeleri, kıyı yasası da dahil hiçbir kısıtlama ya da prosedüre tabi olmayacak. Yap-işlet-devret modeliyle yapılacak bu yatırımları TOBB’un gerçekleştirmesi bekleniyor.
Tasarıyla, Vakıflar Bankası’nın kurumlar vergisi matrahının yüzde 10’nunun, vakıf kültür varlıklarının onarımında kullanılmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aktarılması uygulamasına da son verildi. Bankanın son 5 yılda Vakıflar’a vermesi gerekirken vermediği 755 milyon liralık bu paya ilişkin birikmiş borcu da, yasanın yürürlüğü uygulamanın başlangıç tarihi olan 2008’e çekilerek siliniyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan muhalefetin eleştirilerini, “Vakıfbank halka açıldıktan sonra ‘bankanın şu kadar geliri Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödenir’ gibi bir düzenleme doğru olmamıştır. Halka açık bankaya böyle bir ödeme yaptırılmasını doğru görmüyoruz” diye yanıtladı.
Tasarı ile kamuya ait tatil köyü, termal tesis, eğitim ve dinlenme kampları, eğitim, dinlenme ve spor tesisleri, misafirhane ve diğer sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması da öngörülüyor. Bu tesisler mevzuatta belirtilen usullere göre satılmak, kat ve arsa karşılığı inşaat yaptırılmak, üzerlerinde sınırlı ayni hak tesis edilmek gibi yöntemlerle değerlendirilecek. Tasarıya göre, bakanlık tarafından gerekli görülen durumlarda kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi veya Hazine taşınmazlarının daha etkin ve verimli şekilde yönetilmesi amacıyla, Hazine’nin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ile mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmazlar trampa edilebilecek.

yapi.com.tr

Milyonluk Rezidanslara Satılamaz Şoku!

‘Otel yapacağım’ diyerek daha fazla inşaat hakkı alan ancak daha sonra konut olarak satan müteahhitlere, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “dur” dedi. Bu projelerde ocak ayından bu yana tapu işlemlerinin durduğu, bankaların da konut kredisi kullandırmadığı belirtiliyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yatırımcıların imar planlarındaki boşluklardan faydalanarak yaptıkları ‘uyanıklıklar’ karşısında harekete geçti. Milliyet’ten Yavuz Karaman’ın haberine göre, bakanlık, turizm tesisi ruhsatı bulunan fakat konuta dönüştürülüp o şekilde satılan tüm projeler için bir genelge yayınladı. Proje geliştiricilerin suiistimallerinin önüne geçip sektörü disiplin altına almak için yapılan bu girişimle birlikte başta İstanbul Boğaziçi olmak üzere büyükşehirler ile Ege ve Akdeniz kıyılarındaki turizm merkezlerinde milyon dolarlara satılan rezidanslarda tapu işlemleri durduruldu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından tapu müdürlüklerine 29 Ocak 2013 tarihinde gönderilen yazıda, 3194 sayılı İmar Kanunu’na atıfta bulunularak, “Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz” hükmü hatırlatıldı.
Genelgede özellikle turizm bölgelerinde bir parsel üzerinde isteğe bağlı olarak konut ya da turizm tesisi yapılmasına yönelik ‘tercihli kullanım’ getirildiği belirtilerek, turizmi teşvik etmek için ‘tercihli kullanım’larda turizm tesisi inşaat emsalinin konut alanları inşaat emsaline göre daha yüksek verildiği vurgulandı.
Yazıda hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan tespitlerde imar planlarında turizm tesisi olarak belirlenen alanlarda, turizm belgesi alan yatırımcıların sözkonusu alanlarda turizm tesisi yapmak yerine, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurarak bu alanları konuta dönüştürüldüğü ifade edildi. Bu durumda turizm emsaliyle inşa edilen alanların konuta dönüştürülmesiyle sosyal donatı eksikliğine ve haksız kazanca yol açacağı belirtildi. Genelgede turizm tesis alanlarının imar planlarına göre farklı kullanılarak imara aykırılık oluşturduğu kaydedildi.
Bakanlık, turizm alanı olarak görülen ve planları açıkça belirtilmeyen parsellerin sonradan konuta dönüştürülmesinin engellenmesi için de yaptırımlar getirdi. Buna göre ilgili belediye ya da il özel idaresi tarafından bu tür turizm alanları tapu siciline bildirilecek. Aynı kurumlar kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulması sürecinde onaylı mimari projedeki tüm bağımsız bölümlerin kullanım amacının belirtilmesini isteyecek. Bu alanlara ait yönetim planlarında konut amaçlı kullanımlar uygun görülmeyecek. Aynı kurumlar, cins değişikliği işlemlerinde de söz konusu imar planında turizm tesisi alanı olduğunu ilgili tapu müdürlüğüne bildirecek.
Bu uygulamadan özellikle İstanbul Boğazı’nda bulunan ve milyon dolarlara satılan projeler etkilendi. Şimdiye kadar yapılan tapu devirlerinde geriye dönük işlem yapılamazken, bu süreçten sonra yapılan satışlar ise durdu. Satışa henüz çıkmayan yatırımcılar da, projelerini revize etmek zorunda kaldı. Karşılaştıkları tablo karşısında şoka giren yatırımcılar ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kapısını çalmaya başladı. Bakanlığın ise bu tür haksız kazançlar karşısında kamu yararını gözeterek yaptırımlar uygulayarak, yatırımcıların gerçek imar planlarına göre yönlendirme yapması bekleniyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Müdürlüğü’nün yayımladığı genelge 29 Ocak 2013 tarihinden önceki satışları kapsamıyor. Geriye dönük hukuki işlem yapılamadığı için genelge, halen satışı devam eden ya da satışa başlama hazırlığında olan projeleri bağlıyor. Birbirine komşu parsellerde yer alan iki projeden biri, turizm imarı aldığı inşaatını konuta çevirerek satışlarını 29 Ocak’tan önce bitirdiyse bu projenin sahibi olan müteahhide bir yaptırım uygulanamıyor.
Turizmden konuta dönüştürülen alanların tapuda işlem görmemesi için çalışma da başlatıldı. Bu şeklide tapu almayı bekleyen konutlar için işlemler durduruldu. Ayrıca bu tür projeler için konut kredisi de verilmemeye başlandı. Tapuda turizm amaçlı göründüğü için yapılan ekspertizlerden de olumsuz rapor veriliyor.
yapi.com.tr