Tag Archives: dolar

Taklit Ürün Pazarında Dünya İkincisi Olduk

Taklit ürün pazarı 10 yılda ikiye katlanarak 1 milyar dolara ulaştı. Türkiye, taklit ürünlerin dağılımında Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı.
Tescilli Markalar Derneği (TMd) Başkanı Tahsin Özlenir, Türkiye’deki taklit ürün piyasasının büyüklüğünün tahmini 1 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.
Özlenir, TMd’nin yeni vizyonunu paylaştığı toplantıda yaptığı konuşmada, bugün itibariyle derneğe üye sayısının 92’ye ulaştığını söyledi.
Dernek üyelerinin taklitle ilgili devam eden dava sayısının 4 bin civarında olduğunu bildiren Özlenir, Türkiye genelinde bu rakamın 7-8 bin olduğunun tahmin edildiğini söyledi.
Uluslararası Taklitle Mücadele Komisyonunun (IACC) 2010’da yayımladığı araştırma sonuçlarına göre, dünya ticaretinin yüzde 17’sini taklit ürünlerin oluşturduğuna dikkati çeken Özlenir, taklit pazarının boyutunun 350 milyar dolar olarak tahmin edildiğini ifade ederek, ”Aynı rapora göre; taklit ürünlerin dağılımında ilk sırada Çin, ikinci sırada ise Türkiye yer almaktadır” dedi.
Türkiye’deki taklit piyasasının büyüklüğünün tahmini 1 milyar dolar civarında olduğunu anlatan Özlenir, 10 yıl önce bu rakamın 500 milyon dolar civarında olduğunu, taklitle mücadelenin etkin sonuçlar doğurduğunu, rakamın daha da büyümesinin engellendiğini aktardı.
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde Fikri Sınai Haklar Özel Mahkemeleri kurulduğunu anımsatan Özlenir, Emniyet birimleri içinde de Fikri Sınai Haklar bölümleri açıldığını dile getirdi.
Mücadelelerle birlikte taklit ürün yapmanın daha maliyetli bir hale geldiğini kaydeden Özlenir, sözlerine şöyle devam etti: ”Taklitle ilgili en büyük sorun, uzun süredir çıkmasını arzuladığımız bir kanun değişikliği ile taklitle mücadelede taklit suçunun şikayete bağlı suçlardan çıkarılarak, esasen Emniyet güçlerinin re’sen marka temsilcisinin müracaatı ile harekete geçmesini sağlamaktır. Normal prosedürde savcılığa müracaat, mahkemenin arama ve el koyma izni vermesi en iyi şartlarla 2 gün sürmektedir. 2 gün önemli bir süre, bu süre zarfından operasyon şansı kaçırılmaktadır. İstihbarat anında değerlendirilemediği sürece zaaflar oluşmaktadır. Bu konuda da çalışmalarımız var. Kanun koyuculara yaptığımız müracaat ve hazırladığımız kanun teklifi ile bu konuda ilerleme kat etmeyi düşünüyoruz.”
TMd Başkanı Tahsin Özlenir, e-ticaret sitelerinin gelişmesi ile birlikte paralel ithalatın ciddi bir sorun olarak karşılarına çıkmaya başladığını söyledi.
Bu konuda gümrüklerle ilgili çalışmalar yaptıklarını belirten Özlenir, paralel ithalatın engellenmesi ya da kontrol altına alınması için dernek olarak çalışmalar başlattıklarını dile getirdi.
Bu konuyla ilgili bir kanun teklifi hazırladıklarını anlatan Özlenir, açılacak pilot davalarla da emsal teşkil etmek istediklerini ifade etti.
Paralel ithalat her ne kadar yasal görülse de burada soru işaretleri bulunduğunu kaydeden Özlenir, bu yolla Türkiye’ye giren markaların düşük maliyetlerle ülkeye sokulduğunun, önemli bir vergi ve KDV kaybına neden olduğunu belirtti.

Derneğin öncelikli konuları arasında indirim yasasının da olduğunu anlatan Özlenir, 12 ay sürekli indirim ve kampanyanın gerçekçi olmadığını vurguladı.
Bunun tüketiciyi yanılttığını kaydeden Özlenir, şunları kaydetti: ”Bazı firmalarda görüyoruz, sezon başında çıkan üründeki fiyat hiç değişmemekte ama indirim miktarı hep artmaktadır. Maalesef tüketici bunu her zaman fark edememektedir. Burada yanlış anlaşılmasın, herkes ürününü istediği fiyattan satabilmelidir ama onu kampanyalarla tüketiciyi yanıltacak şekilde yapmamalıdır. Dolayısıyla bu kampanya dönemlerinin belli bir tarih aralıklarına alınması zarureti doğmuştur. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız sürmekte, çok yakında ilgili mercilere başvurumuzu yapacağız. Bu konu uzun zamandır konuşuluyor ama yeterli adımlar atılmıyor.” –
Alışveriş merkezlerinde (AVM) ortak alan giderlerindeki adaletsizliğin son bir kaç yıldır çok fazla gündeme geldiğine dikkati çeken Özlenir, bu alanda bu kadar çok şikayet varsa yapılması gerekenlerin olduğu kanaatinde olduklarını ifade etti. 5 katlı bir apartmanın da, 300 mağazalı bir AVM’nin de kat mülkiyeti kanuna göre yönetildiğini dile getiren Özlenir, bu kanunların sektöre dar geldiğini öne sürdü. Özlenir, bununla ilgili bir kanun değişikliği çalışmaları olduğunu ve ilgili bakanlıklara ileteceklerini ifade etti.
Paralel ithalatla gelen ürünlerin tespit edilenlerin yüzde 50’sinin taklit olduğu bilgisini veren Özlenir, e-ticaret sitelerinin firmaların en yeni reklam kampanyalarını sitelerine taşıdığını ama 5 yıl önceki ürünleri pazarladıklarını söyledi.
Dolayısıyla burada tüketicilerin de yanıldığını vurgulayan Özlenir, bu ürünlere markaların outlet mağazalarında daha ucuza ulaşmanın mümkün olduğunu belirtti.
Taklit ürünleri gördükleri en fazla yerin turizm bölgeleri olduğunu kaydeden Özlenir, ”Özellikle turistik bölgelerde taklit ürünlerin satıldığı mağazalar belediye tarafından kiralanıyor. Biz belediyelerle temasa geçerek, bunların suça zemin hazırlamamasını rica edeceğiz ve uyaracağız” diye konuştu.
Tüm Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu çatısında yer alıp almayacakları konusunda ise ”Geçmişte bu konu ile ilgili bir iletişimsizlik olmuş herhalde. Asla ve asla federasyon içinde yer almayacağız diye bir tutumumuz olmadı” ifadesini kullanan Özlenir, kendilerine uygun olmayan bir teklifle karşı tarafın yaklaştığını anlattı. Özlenir, şöyle konuştu:
“Fesh edilmemiz ve bireyler olarak BMD çatısı altında yer almamız teklif edildi. Bu da hak verirsiniz ki kabul edilebilir bir şey değil. Ondan dolayı biz şu anda dışarda kaldık diye bakıyoruz. Açıkçası dışarda kalmak değil. Listeleri de verdik. 92 tane marka şu anda söz konusu. Yaklaşık 2 bin satış noktasını temsil ediyoruz. Bayileri saymıyoruz. Çalışan sayısını düşünün. Böyle bir grubun yer almadığı bir federasyon, neyi temsil eder ben açıkçası çok emin değilim.” Bütün derneklerde yönetimlerin değiştiğini hatırlatan Özlenir, yeni yönetimlerle bu konuyu görüşme taraftarı olduklarını söyledi. Özlenir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz her an her safhada orada diğer derneklerle eşit olmak kaydıyla yer almak isteriz ama onlar ’Hayır, biz görüşmek istemiyoruz, biz karar verdik’ derlerse, bu mümkün değilse, biz tek başımıza dışardan sektör adına, ülkemiz adına doğru yapılan her şeyi de desteklemek adına, diğer dernekler doğru bir şey yapıyorsa onları da alkışlarız. Biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz. Federasyon içinde tabii ki yer almak isteriz ama dediğimiz şartlarda. O şartlarda olmaz.”
TMd Başkan Yardımcısı Mehmet Eren ise 10 liraya aldıkları bir ürünün, gümrüklerde 1 liradan Türkiye’ye getirildiğini söyledi.

Kendilerinin vergiyi 10 lira üzerinden ödediklerini, diğer firmaların ise 1 liradan ödediklerini aktaran Özlenir, haksız rekabetin burada başladığını belirtti. Eren, şunları kaydetti: ”Türkiye, bugün maalesef Avrupa’nın çöplüğünü temizleyen bir pazar haline geldi. Çok büyük bir nüfus var. Gelişen bir ekonomi, internet anormal hızla büyüdü. İnternetin dışında bu işi yıllardır yapan Türkiye’de kurumlar var. Hipermarket zinciri var. Yüzde 100 Alman sermayeli. Yıllardır paralel ithalatçıların ürünlerini alıp satıyor ve bir fırsatmış gibi gösteriyor. Normalde deterjanı, patlıcanı ucuza satıyorum imajı vermek için, bizim 4-5 yıl önce çok daha ucuza sattığımız ürünleri, yani Avrupa’da hiç bir yere gidememiş, ellerinde kalmış, çöpe atacakları ürünleri, ’Neresi var? Türkiye var, bir şekilde alıyor’ deyip satıyor. Türkiye artık bu çöplüğü temizleyen bir pazar haline geldi.”
10 dükkanı olan bir markanın 20 tane outlet mağazası olamayacağını kaydeden Eren, ”1 ya da 2 tane outlet mağazam olur. Şu anda Türkiye’de 2 tane normal sezon sitesi yok, 100 tane indirim ve fırsat sitesi var. Bu ürünler nereden geliyor diye soran yok” ifadelerini kullandı.
Avrupa’da fırsat sitelerinin ortalamasının 3.2 olduğu bilgisini veren Eren, ülke başına 3.2 site olduğunu, Türkiye’de ise bu rakamın 100’ü üzerinde olduğunu kaydetti.

Milliyet

Büyümemiz 2,2, Kişi Başı Milli Gelirimiz 38 Dolar Arttı

Büyüme denilince daha çok kişi başı milli gelir akla gelir. 2012 yılında kişi başı milli gelir maalesef sadece 38 dolar artabildi. 10.466 dolardan 10.504 dolara yükselebildi. 2012’de % 2.2 büyüdük.

Büyümek için üretimin artması lazım. Ekonomi büyür ise, milli gelir dolayısıyla kişi başına düşen milli gelir artar.
Üretim ise talep olursa artar. Kimse satamayacağı mal ve hizmeti üretmeye soyunmaz. Dış talep (ihracat) ve iç talep olacak ki üretim artsın. Üretim artacak ki, gelir artışına dayalı iç talep artsın. 2012’de cari açığın küçültmesi için frene basınca iç talep daraldı.

– 2011’de halkın tüketimi yüzde 7.7 arttı. 2012’de yüzde 0.7 azaldı.
– Toplam yatırım harcamaları 2011’de yüzde 18 arttı. 2012’de yüzde 2.5 azaldı.
– Nüfus artarken halkın tüketim harcamaları 78.7 milyar TL’den 78.2 milyar TL’ye, yatırım harcamaları 29.8 milyar TL’den 29 milyar TL’ye geriledi.

2012 yılında ihracat artışı devam etti ama iç talep olmayınca üretim artamadı.
– Tarımda üretim artışı yüzde 6.2’den yüzde 3.5’a düştü.
– Sanayi 2011’de yüzde 10 büyümüştü. Büyüme 2012’de yüzde 1.9 oldu.
– İnşaatta büyüme yüzde 11.5’den yüzde 0.6’ya indi.
– Ticaret kesiminde bir yıl önce yüzde 11.2 olan büyüme 2012 yılında yüzde 0.1 olarak gerçekleşti.
– İşte bütün bunların sonunda büyüme beklenenin altında yüzde 2.2 oranında kaldı.
Bizim tasarruf oranımız düşük olduğu halde tüketime giden gelirimiz harcamaları karşılayamıyor. 2012 yılında iç tasarruf oranımız yüzde 14.4 oldu. Diğer bir ifadeyle 100.0 gelirimizin 85.6’sını tükettik. Bu yetmedi, yurtdışından gelen, başkalarının gönderdikleri tasarrufları da harcadık.
2012’de milli gelirimiz 100 iken, harcamalarımız 105.2 oldu. Açık anlatımıyla cari açığın finansmanı için gelen dövizi harcamasak, talep daha küçük kalacak, büyüme hızı daha fazla gerileyecekti.

İnşaat ve ticarette işler kötü
Büyümenin lokomotifi imalat sanayidir. İmalat sanayinin milli gelirin oluşumundaki payı yüzde 24.7’dir. Lokomotifin durumu iyi ise, milli gelirde payı yüzde 12.7 olan ticareti, yüzde 14.9 olan ulaştırma ve haberleşmeyi ve yüzde 12.0 olan mali aracı kurumları da peşinden sürükler.
İnşaatın milli gelirin oluşumundaki payı yüzde 5.7’dir. Bu nedenle 2012 yılında inşaatın büyümesinin yüzde 0.6’ya gerilemesi büyümede büyük ölçüde olumsuz etki yaratmamıştır.

İnşaatla büyümek imkânsız!
2012 yılında yatırımlara milli gelirin yüzde 24.7’si kadar harcama yapıldı. Daha çok üretmek için, katma değeri yüksek, ihracata dönük mal ve hizmet üretmek için yatırım yapılır ise, hem hızlı büyürüz, hem cari açığı kapatırız.
İnşaat yatırımı kötü değildir ama, yatırıma giden kaynakları yutuyor ise, ekonominin büyümesini engeller. 2012 yılında toplam yatırım harcamalarının yüzde 39.3’ünü inşaat harcamaları oluşturdu. Basit anlatımıyla toplam yatırım harcamalarının yüzde 40’a yakınının yapıldığı kesimin milli gelire katkısı 5.7 oldu.
Görülüyor ki, inşaat harcamalarıyla büyümek imkânsız. İnşaat harcamasının yatırımlardan giderek büyük pay alması, imalat sanayine yönelik, üretime yönelik yatırım harcamalarını azaltıyor.

Kötü haber mart ayında ihracat artışının yüzde 0.3’e düşmesi, 2013 yılı ilk 3 ayında ihracat artışının yüzde 3.3’de kalmasıdır. Dış talep de daralır ise 2013 de büyüme daha da azalır.
Çare, cari açığa dayalı ekonomi politikalarına dönüş değildir. Çare, ranta, inşaata dayalı ekonomiden üretime ağırlık veren ekonomiye geçiştir. İthal girdiye dayalı değil, katma değeri yüksek, rekabet şansı olan, ekonomik büyüklükteki üretimi desteklemektir.