Görüp de Geçtiğimiz İstanbul

Originally posted on İnsanlik Hali:

Çıkmaz sokakları, yıkıntı halindeki evleri, ihtişamlı sarayları, apartmanların arka pencerelerinin baktığı avluları ile, bu şehirde keşfedecek ne çok şey vardı! İstanbul iç içe geçmiş diyarların merkeziydi belki. Şehrin daracık eski sokaklarını dolaşırken bir solucan deliğinden girip diğerinden çıkabiliyorduk. Solucan delikleri yüzünden paylaşılamıyordu bir türlü. Çünkü mekan değiştirirken insan kendi kimliğinden de özgürleşiyordu. Kim olduğunun önemi kalmayınca mutluluk kendiliğinden geliyordu.

Saklambaç, Defne Suman

Natali Avazyan'ın arşivinden Natali Avazyan’ın arşivinden

Lisedeyken bir Pazar öğleden sonrası tiyatro çalışmasından sonra kafamıza göre bir otobüse binip, aklımızın estiği bir durakta inmiştik. Daracık sokaklarda, karanlık geçitlerde, ihtişamlı ve tarih kadar eski binaların arasında gezindiğimiz bence pek büyülü o bahar gününün sonunda annemlere o gün Karaköy’ü keşfettiğimizi söylediğimde çok gülmüştü. Karaköy’ün ara sokaklarının onun için artık bir esrarı yoktu. Bizim bakir gözlerimize mucize misali görünen ayrıntıların, bir anda karşımıza çıkan bir avlunun, bir çeşme köşesinin, merdivenlerle kesiliveren bir sokağın yüreğimizde yarattığı kıpırtıyı o çoktan unutmuştu.

O gün otobüsten inip…

Orijinali görüntüle 835 kelime daha

Işık Dağı Doğa Yürüyüşü (Light Mountain Nature Walk, Kızılcahamam, Turkey)

Originally posted on Mehmet Murat ildan Gezi Yazıları (Travel & Hiking Blogs):

375

2015 yılının 22 Şubat Pazar günündeyiz. Karlı geçen bir haftanın ardından nihayet güneş açtı ve “güneş insanları” olarak bundan mutluluk duyduk. Ufukların açık, göklerin mavi olmasına alışık bizler için elbette en ideal hava açık ufuklu mavi göklerdir! Bugün zirve öncesi alt rakımlarda neredeyse yaprak kımıldamıyordu; rüzgârsız ve güneşli bir gündeydik. Bu haftaki etkinliğimiz kışın karın bol olduğu Işık Dağı zirve çıkışıydı. Yaklaşık bir aya kadar kış tümden bitecek (teorik olarak!) ve o yüzden kışın olağanüstü güzelliklerinden az ya da çok yararlanmak gerek; baharı özlemek için kışın üşümek gerek; incinin değerini en iyi çamuru tanımış olanlar bilir! Donacaksın ki sobanın o harika sıcaklığını harika bir şekilde yaşayasın! Güneşle karın bir araya geldiği etkinlikler büyülüdür ve bugünkü de bir istisna değildi. Günün geçmişini kısaca inceledikten sonra yazıma resmi olarak başlayacağım.

ildanisikdagi

Bundan tam 227 yıl önce bugün Arthur Schopenhauer doğmuştu. Alman milletinin dünyaya armağan ettiği önemli filozoflardandır ve aynı zamanda yazardır. Bir…

Orijinali görüntüle 1.722 kelime daha

ŞİRKETLERİN DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN KENTLERİNDEKİ YATIRIM VE BÜYÜME SIRLARI

Originally posted on Optimist Kitap:

Los_Angeles_City_Hall_and_sister_cities

Kentler büyümek ve zenginleşmek ister. Şirketler de öyle… Ve bu ikisinin (kentlerin ve şirketlerin) kaderleri birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

Kentlerin sosyal yaşamı hakkında çok şey yazılıp çiziliyor ancak ekonomik yaşamları hakkında pek bir şey söylenmiyor. Oysa uygarlık tarihi boyunca ilk kez kentleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Yani dünya nüfusunun yüzde 50’sinden fazlası artık kentlerde yaşıyor ve kentler dünyadaki toplam GSYİH’nin yüzde 80’ini üretiyor.

Dolayısıyla bir kentin ekonomisi, küçük işletmeleri, KOBİ’leri, büyük yerel şirketler ve çokuluslu şirketleri kendine çekebilmesine ve elinde tutabilmesine bağlı. Kentlerin büyümesini sağlayan en önemli yatırımcılarsa çokuluslu şirketler.

Çokuluslu Şirketler Yatırım Yapacağı Küresel Kentleri Nasıl Seçer?

Dünyadaki ekonomik aktivitenin yeni bir rota izlemeye başladığı günümüzde orta ve büyük çaplı çokuluslu şirketler, ürün ve hizmetlerini nerede satacaklarına çok iyi karar vermek zorundalar. Yurtiçi pazarlarında, merkezlerin, bölge ofislerinin nerelere kurulacağı, üretim, dağıtım ve satış faaliyetlerinin nerelerden yönetileceği dikkatle belirleniyor. Bu süreçte, doğru kenti seçmek büyük önem taşıyor, çünkü kent avantajı, şirketler…

Orijinali görüntüle 227 kelime daha

İş Dünyasında İknanın Önemi

Originally posted on İK Amatörü:

akademi34,5

Robert Cialdini’nin İknanın psikolojisi kitabında 6 maddelik bir yönerge sunmaktadır. Bu yönergeler uluslararası geçerliliği olan faktörler olduğu için ikna biliminde bu maddeler üzerinden incelenmektedir. Ben yazımı bu kitaba veya kanıtlanmış 6 madde üzerinden yazmayacağım.  Ben ikna üzerine kendi görüşlerimi ve tespitlerimi sizlerle paylaşacağım.

İknayı etkileyen evrensel prensipler

  1. Karşılık yaratmak
  2. Azlık
  3. Otorite
  4. Tutarlılık
  5. Beğeni
  6. Toplumsal kanıt

İkna ve Güven

Aslında ikiz kardeş gibidir. İknanın temelini oluşturan kodların içerisinde güven bulunur. İkna olduğunuzda aslında güven duymuş olursunuz. Bunu bir müşteri gözüyle incelerseniz, reklamdaki ifadelere güven duydunuz ve o ürünü almaya ikna oldunuz.

Pazarlamadan, insan kaynaklarına her departmanın ve hatta hayatın her perdesinde ikna iletişimin anahtarı olmuştur. Arkadaşlık kurmak için bile karşınızdakini ikna etmeniz, ona güven aşılamanız gerekir. Gelmiş geçmiş ilk pazarlamacı şeytan, Havvaya yenmemesi söylenen elmayı yemeye ikna etmiştir. Gelmiş geçmiş en büyük pazarlamacı da annelerdir. Çocuğa ıspanak, brokoli ve hatta brüksel lahanası yedirebilen bir yetenek ikna ve güven gücünü kullanır.

havva elmaHer…

Orijinali görüntüle 188 kelime daha

Çalışma Alanınızı Düzenleyecek Tavsiyeler

Originally posted on DijitalPaNO:

Günün önemli bir bölümünü ofiste geçiriyoruz. Durum böyle olunca ofisteki çalışma alanımız/masamız,

Orijinali görüntüle 467 kelime daha

Kendi kendimize arttırdığımız mutsuzluklarımız

Originally posted on Engagement: İK ve Sosyal Medya için:

Bugün Hürriyet İK’da çalışanların kendilerini değerli hissetmediklerine dair bir yazı çıktı. Yazı çalışanlarla yapılan bir anket baz alınarak kaleme alınmış, ve bu anketin sorularından biri şöyle:

– Çalışanların yüzde 97’si Pazartesi işe gitmeyi iple çekmediğini söylüyor.

Uzuuun uzun baktım bu cümleye. Tabii aklıma sorular üşüştü klasik:

- Her Pazartesi aynı olmak üzere ne yapıyor olsaydın iple çekerdin? 

Düşünmeye davet ediyorum sizleri. Hakikaten, her Pazartesi aynı şeyi yapıyor olmak kaydıyla neyi yapsanız Pazartesilerin gelmesini dört gözle beklerdiniz?

Haftanın 5 günü saat 9’da alışverişe çıkıyor olmanız gerekse alışverişi sever miydiniz?
Ya da şehrin en kral kahvaltı mekanında kahvaltı etmek durumunda kalsanız? Koşa koşa her gün gider miydiniz?

Gitmezdiniz sevgili okur. Çünkü insan sıkılır. İnsanoğlu elindeki olabileceğin en iyisi de olsa sıkılır. Dolayısıyla Pazartesi günü %97’mizin işe gitmeyi iple çekmemesinin açıklaması direk işimizle bir derdimiz olması değil, sürekli aynı şeyin tekrarlanıyor olmasının getirdiği mutsuzluktur. 

Zaten bu soruyu ‘retorik‘ olmaktan kurtarmak…

Orijinali görüntüle 430 kelime daha

İşe Başlayan Her 2 Kişiden 1’i BAŞARISIZ!

Originally posted on selinyetimoglu.com:

yeni-ise-baslamaLeadership IQ tarafından 5257 işe alım yöneticisiyle yapılan araştırmaya göre, yeni işe başlayanların %46’sı ilk 18 ay içinde başarısızlığa uğruyor. Başarıya ulaşanların oranıysa %19. Geriye kalanlar, iyi kötü bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Performansları, beklentileri minimum da olsa karşılayacak seviyede oluyor.

Orijinali görüntüle 132 kelime daha