Category Archives: Küresel ısınma

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI DÜZENLENDİ

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Yürütme Yardımcı Organı 38. Oturumu (SBI 38), Bilimsel ve Teknik Danışma Yardımcı Organı 38. Oturumu (SBSTA 38) ve Durban Geliştirilmiş Eylem Platformu Geçici Çalışma Grubu Oturumu (ADP)Toplantısı, 3-14 Haziran 2013 tarihleri arasında Almanya’nın Bonn Kenti’nde Sözleşmeye taraf 195 ülkeden toplam 2412 temsilcinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Ülkemiz söz konusu toplantılara Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Murat ZORLUOĞLU’nun başkanlığında Bakanlık temsilcileri ile birlikte Dışişleri Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı temsilcilerinin yer aldığı 23 kişilik bir heyetle katılım sağladı.
SBSTA ve SBI toplantılarında Sözleşmeye taraf ülkelerin yükümlülükleri ve Doha’da alınan kararlar çerçevesinde yeni anlaşmaya dair teknik hususlar tartışıldı. ADP toplantılarında ise; 2015 yılına kadar yeni anlaşmanın oluşturulması ve 2020 yılında yürürlüğe girmesi planlanan anlaşmanın yapıtaşları üzerinde taraf ülkeler görüşlerini dile getirmişlerdir.
Ülkemizin çok yakından takip ettiği SBI Toplantısı,, Rusya Federasyonu, Belarus ve Ukrayna’nın toplantı gündemine Taraflar Konferansının Karar Alma Sürecine ilişkin maddenin (20. Madde) eklenmesi önerisi, gelişmekte olan ülkeleri temsilen G-77+ Çin Müzakere Grubu tarafından kabul görmemesi nedeniyle onaylanamamıştır. Bu nedenle ülkemize ilişkin gündemin de yer aldığı SBI toplantısı gerçekleştirilememiştir.
Ancak, SBI toplantısının gündem maddelerinden ülkemiz ile ilgili olan “özel koşulları olan ülkelere (sadece Türkiye) sağlanacak destekler (finansman, teknoloji transferi, kapasite geliştirme)” konusu ile ilgili olarak BMİDÇS Sekretaryası ile ikili görüşme yapılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinin katıldığı bu toplantıda, Sekretarya tarafından hazırlanan “Technical Paper-Teknik Çalışma Dokümanı” müzakere edilmiştir. Hazırlanan teknik kağıdın Türkiye’ye sağlanacak desteklerle ilgili mevcut durumu ve Türkiye’ye halihazırda sağlanan destekleri içerdiği ifade edilmiştir. Bu kağıdın bilgi amaçlı ve müzakereleri kolaylaştırmak adına hazırlandığı belirtilerek, bundan sonraki süreçte; Türkiye ile ilgili gündeme ilişkin taslak kararın, 11-22 Kasım 2013 tarihleri arasında Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenecek olan 19. Taraflar Konferansı (COP)’na kadar hazır olacağı belirtilmiştir.
SBSTA toplantıları gündeme uygun olarak gerçekleştirilmiş ve Bakanlığımız ile birlikte ilgili kurumlar görev ve sorumlulukları çerçevesinde toplantılara katılım sağlamışlardır. Bakanlığımızın katıldığı ”Emisyon Azaltımı için Çeşitli Yaklaşımlar (Yeni Piyasa Mekanizmaları-New Market Mechanisms, Piyasa Temelli Olmayan Yaklaşımlar-Non Market Approach)” toplantılarında yeni emisyon azaltım mekanizmalarının şeffaflık, adalet, hesap verebilirlik, çevresel bütünlük ve maliyet etkinlik ilkeleri doğrultusunda genel çerçevesinin nasıl kurgulanması gerektiği müzakere edilmiştir.
Ülkemiz, bu mekanizmalara ilişkin genel çerçevenin kurgulanmasında sözleşmenin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi gereğince tarafların ulusal koşullarının ve gönüllülük esasının dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca teknoloji transferi konusunda ülkelerin İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı’na (CTCN) birer temsilci bildirmeleri kararlaştırılmıştır.
ADP Gündemi kapsamında yürütülen müzakerelerde; 2015 yılına kadar yeni anlaşmanın oluşturulması ve 2020 yılında yürürlüğe girmesi planlanan bu anlaşmanın yapıtaşları üzerinde taraf ülkeler görüşlerini dile getirmiştir. ADP toplantılarında dünyadaki enerji sistemlerinin düşük karbonlu sistemlere geçişin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, karbon tutma ve depolama konuları dikkate alınarak nasıl gerçekleştirileceği hususlarına odaklanılmıştır.
ADP Müzakerelerinde, Müsteşar Yardımcısı Sayın Murat ZORLUOĞLU Heyet Başkanı olarak ülkemiz adına bir konuşma gerçekleştirerek;
– İklim Değişikliği müzakere sürecinde 2020 sonrası rejimin kurgulanmasında iddialı, katılımcı ve etkin uygulama sürecinin üç temel unsur olduğunu,
– Yeni anlaşmanın, Sözleşme ilkeleri doğrultusunda tüm taraflar için yasal bağlayıcılığı olarak adil ve geniş katılımlı biçimde kurgulanarak ileriye yönelik tüm tarafların ulusal öncelikleri ve yeteneklerine göre taahhütlerinin almasını temin etmesi gerektiğini,
– Yeni anlaşmanın iklim değişikliği, azaltım, uyum, finans, teknoloji, kapasite geliştirme ve raporlama unsurlarını içermesi gerektiğini,
– Uygulama bağlamında anlaşmanın Tarafların özel koşullarına uygun olarak ve 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtarak esnek biçimde formüle edilmesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin yeni düzenin kurgulanmasında elinden gelen tüm çabayı göstereceğini belirtmişlerdir.
Ayrıca, toplantı neticesinde ülkelerin, 2015 yılı sonunda Paris’te gerçekleştirilecek 21. Taraflar Konferansında karara bağlanacak yeni anlaşmaya ilişkin beklentilerini içeren bildirimlerini 1 Eylül 2013 tarihine kadar BMİDÇS ‘na iletmesine karar verilmiştir. Ülkelerden gelen bildirimler doğrultusunda Sekretaryanın, 12-22 Kasım 2013 tarihinde Varşova’da gerçekleştirilecek 19.Taraflar Konferansı’nda müzakere edilmek üzere 30 Ekim 2013 tarihine kadar bir teknik belge hazırlaması kararlaştırılmıştır. Diğer taraftan 2014 yılında Ön Taraflar Konferansı’nın Venezulla’da, 20. Taraflar Konferansının ise Peru’da düzenlenmesine karar verilmiştir.
Bundan sonraki süreçte, ülkemiz Sekretarya ve diğer taraf ülkeler ile yakın işbirliği içerisinde çalışarak, istediği somut çıktıları 11-22 Kasım 2013 tarihleri arasında Polonya/Varşova’da gerçekleştirilecek olan Taraflar Konferansında “Taraflar Konferansı Kararı” olarak aldırmak yönünde müzakerelerini sürdürecektir.

Türkiye’nin sadece 27 yılı kaldı !

Son Dakika haberleri, Tnthaber, Haber sitesi

NASA uzmanlarının yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de toprakların bilinç dışı kullanımıyla 2040 yılında çölleşme tehlikesi yaşanacağı uyarısında bulunuldu.
Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri öğrencileri tarafından topluma… – http://www.tnthaber.net/turkiyenin-sadece-27-yili-kaldi/

View original post

The curious case of rising CO2 and falling temperatures

Watts Up With That?

Guest essay by Tony Brown

Some readers might recall my recent article ‘The Long Slow Thaw?

In this I reconstructed Central England temperature to 1538 from its current instrumental date of 1659.

I was surprised by two notable periods of warmth around 1630 and 1530. I am indebted amongst other material, to Phil Jones excellent book ‘Climate since 1500 AD’ plus such books as Le Roy Laduries’ Times of feast times of famine’ which confirm that these were indeed warm periods.

The graph below is from my article but to it has been added the official co2 levels. CET is seen by many scientists as a reasonable but by no means perfect proxy for Northern Hemisphere and Global temperatures.

clip_image002

View original post 315 kelime daha

Küresel Isınmaya Farklı Bir Bakış

Bu yazımızda küresel ısınma nedir sorusuna cevap verirken ortaya atılan iddialar yalan mı yoksa gerçek mi olduğu hakkında da görüş belirteceğim. Küresel ısınma konusu sanki bilimsel tüm tartışmalar bitmiş, her şey kanıtlanmış gibi medyada tartışılıyor. Küresel ısınma olduğunu savunan kişilerin ortaya sürdüğü iddialara tek tek bir bakalım, ondan sonra küresel ısınma iddialarının ne kadar gerçekçi olduğuna karar verebiliriz.

1. Küresel ısınmacılar adından da anlaşılacağı üzere dünyanın ısındığını iddia ediyorlar.
2. Küresel ısınmaya havaya yayılan karbodioksit gazının yarattığı sera etkisinin neden olduğunu iddia ediyorlar.
3. Karbondioksit gazının atmosterde artmasının nedeninin ise sanayi devrimi neticesinde insanların daha fazla fosil yakıt tüketmesi, ormanların yok edilmesi ve kentleşmenin artması olduğunu iddia ediyorlar.
4. Küresel ısınmanın ise insanların karbondioksit kullanımının azaltılması ve trilyonlarca dolar harcanması neticesinde durdurulacağını iddia ediyorlar.

Birincisi dünyanın ısındığını söyleyebilmek için belli bir başlangıç noktasını referans almak lazım. Mesela 1998 yılından 2006 yılına kadar dünya soğumuştur. 2007-2009 arasında da soğumuştur. Kafanıza göre iki tane nokta seçerseniz istediğiniz sonucu çıkarabilirsiniz. Küresel ısınmacılar 1900 yılından 2000 yılına kadar dünya sıcaklığının 0.74 derece civarında yükseldiğini hesaplıyorlar. 100 yılda dünya 0.74 derece ısınmış. Peki bu 4,540,000,000 yaşında olan dünya için çok kısa bir süre değil mi? Mesela 100 yıllık verilere değil de 3000 yıllik veya 420,000 yıllık verilere bakarsak dünyanın gerçekten ısınıp ısınmadığına daha doğru karar veremez miyiz? (Yukarıdaki 130 yillik grafiğe bakarsaniz dunyanin sicakliginin 1880-1970 arasinda gecen 90 yilda asagi yukari sabit kaldigini da gorursunuz, insanlar bu donemde veya bundan onceki donemde hic mi karbon uretmiyordu yahu?)

Yan tarafa dünyanın 3000 yıllık ve asagiya 420,000 yıllık sıcaklığının grafiğini koyuyorum (bkz. Küresel ısınma karikatürleri). Göreceksiniz ki bahsedilen 0,74 derecelik ısınma devede kulak kalıyor. Bundan 2500 sene önce dünya kısa bir sürede kendi kendine 3 derecenin üzerinde ısınmış, sonra da soğumuş. 2500 sene önce sanayi devrimi de yoktu, benzin içen BMC kamyonları da. 420,000 yıllık grafiğe bakarsanız dünyanın periyodik olarak ısınıp sonrasında soğudunu görürsünüz. Demek ki sadece 30-40 yıllık verilere bakarak dünyanın ısındığını söyleyemeyiz, dünyanın genel trendi soğumadır ve bizleri bekleyen asıl tehlike küresel soğuma ve bunun neticesinde buzul çağıdır.

Ikinci olarak kullandıkları iddia ise küresel ısınmaya karbondioksit gazının yarattığı sera etkisinin neden olduğudur. Yukariya havadaki karbondioksit miktarı ile dünyanın sıcaklığının grafiğini koyuyorum. Benim grafikten gördüğüm sıcaklık ve karbondioksit miktarı arasında ciddi bir korrelasyon olduğudur ve karbondioksit miktarının ise sıcaklıktaki düşüşlerden sonra düştüğünü, sıcaklıktaki yükselişlerden sonra ise yükseldiğidir. Çoğumuz biliyoruz ki korrelasyon nedensellik değildir. Bir ara Trabzonspor’un ligdeki performansı ile Türk ekonomisinin performansı arasında da önemli bir korrelasyon vardı ama bu Trabzonspor’un iyi performans göstermesi Türk ekonomisinin daha hızlı büyümesini sağlar anlamına gelmiyordu. Bu tür nedensellik sorularına cevap vermek için kullanılan bir yöntem var: Granger causality ya da Granger nedenselliği dediğimiz bu yöntemin sahibinin Nobel ödülü aldığını hatırlatarak bu konuda yapılmış çalışmaların sonuçlarına baktık. Şu verdiğim linkteki çalışmaya bakarsanız küresel sıcaklık ile karbodioksit miktarı arasındaki Granger nedenselliği çalışmalarının sonuçsuz kaldığı belirtiliyor. Yani şimdiye kadar sıcaklık ve karbondiaksit bir arada hareket ediyor ama bunlar arasında bir nedensellik bağlantısı kurulamamış daha.

Benim bu konudaki görüşüm şu: grafikten havadaki karbodioksit miktarının tarihsel seviyesinin %30 yukarısına çıktığını görüyoruz. Bunun sebebi muhtemelen de insanların faaliyetleridir. Ancak karbondioksit miktarının %30 artması dünyanın sıcaklığını da %30 arttırır gibi bir sonuç çıkarabilmemizi sağlayacak bir bilimsel ispat ortada yoktur. Kaldı ki küresel sıcaklığı sera etkisinin yarattığı söyleniyor. Sera etkisini yaratan asıl faktör ise karbondioksit değil, su buharı. Sera etkisinin %70’i su buharından, %15’i karbondioksitten kaynaklanıyor. İş bununla da bitmiyor ama. Karbondioksiti sadece ve sadece insanlar da üretmiyor. Dünyada üretilen karbondioksitin sadece %2’si insanlar tarafından üretiliyormuş, çoğunluğu okyanuslar tarafından çevreye salınıyormuş. Eee, su buharını okyanuslar üretiyor, karbondioksiti okyanuslar üretiyor, biz niye ürettiğimiz cüz-i miktardaki karbondioksiti %10-20 azaltmak için kastırıyoruz?

Meselenin özüne gelelim. Çevreciler havadaki karbondioksit miktarının dünyanın ısınmasına ne kadar katkı yaptığını kanıtlayamadığı sürece bu konuda maliyeti trilyonlarca doları geçecek projelere girmek ekonomik olarak mantıklı değil. Yarın birgün trilyonlar gittikten sonra “ya kusura bakmayın, havaların ısınmasına karbondioksit değil, x sebep oluyormuş; karbondioksit miktarının arttığı 1940-1975 döneminde dünya sıcaklığının düşmesinden bunu anlamamız lazımdı ama atlamışız işte” derlerse ne yapacaksınız? Unutmayın ki dünyadaki en zeki insanlar ağaçları kucaklayan iklimbilimciler değil, finansta çalışan 100 trilyon dolara yaklaşan miktarlara yön veren dahilerdir. Onların da küresel finansal krizde nasıl çuvalladıklarını hepimiz görmedik mi? Korkarım ki iklimbilimciler de benzer bir sona doğru bizleri götürüyor. Neticede onların kaybedeceği bir şey yok, aynı bizi küresel krize götüren finansçılar gibi sonuç ne olursa olsun, kendileri kazançlı çıkacak, faturayı yine gariban vatandaş ödeyecektir.

Kaldı ki Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerin sanayileşmesi sonucu 200 yılda kirlettikleri atmosferi temizleme bedelini ödemesini talep etmek de bayağı bir yüzsüzlük olmuyor mu? Çevreyi Amerika ve Avrupa kurtarsın, biz işimize bakalım. Havadaki 1 milyon parça içerisindeki 10 parça karbodioksiti ortadan kaldıracağız diye Türkiye’nin senede $40-50 milyar doları çevreye saçma lüksü yoktur. Çevreciler önce biraz matematik ve ekonomi öğrensinler, ondan sonra gelsinler konuşalım.

ekonomiturk.blogspot.co

A Brief Introduction to the Detection of Climate and Weather Transitions using Hurst Rescaling

Watts Up With That?

Guest essay by Sam Outcalt

Introduction: The object of this document is to present a brief and concise introduction to Hurst ReScaling. More detail is presented in a paper by Outcalt et.al. (1997), which is posted on the WUWT

Website ( http://wattsupwiththat.files.wordpress.com/2012/07/sio_hurstrescale-1.pdf ). A extensive reference list in this paper can be consulted so references are omitted here.

Background: During a study of the hydrology of the Nile a British Engineer discovered that the annual runoff appeared to have a memory. The Hurst Exponent (H) named in his honor is calculated using Equation 1, in which R, S and n are the rescaled range, standard deviation and observation number.

Equation 1. H = Log[R(n)/S(n)] / Log (n)

View original post 1.114 kelime daha